|
DeSSaS
Ziyaretçi
|
 |
« : Eylül 01, 2008, 04:59:52 ÖS » |
|
Bursa'da yaşayan evliyâdan. AslenBolu vilâyetinin Göynük kazâsından olup, orada dünyâya geldi. Doğumtârihi bilinmemektedir. Bursa'ya yerleşti. Önceleri ticâretle meşgûlolurdu. Sonra Kastamonulu Şeyh Hacı Halîfe'ye talebe olup, tasavvufyoluna girdi. Ölmeyecek kadar yer içer, az şey ile kanâat edip yaşardı.Dâimâ riyâzet hâlindeydi. Devâmlı Kur'ân-ı kerîm okumakla meşgulolurdu. 1511 (H.917) senesinde Bursa'da vefât etti. Kabri, Hisariçinde, OrtaPazar'da Nakkâş Ali Mescidi civârında, Osman Çelebi'ninkabri yanında bulunmaktadır.
Nefehât-ül-Üns kitabınınmütercimi Lâmii Çelebi, bu zâtı şöyle anlatır: "Aslen Anadoluvilâyetinin Göynük kasabasındandır. Bir gün bana latîfe ederek, kendisihakkında: "Biz Göynüklü kullardanız" dedi. Kerâmet ehli bir zât olup,kendisini gizleyenlerden, haramlardan sakınan müttekîlerden, çok ibâdetedenlerden ve cömertlerden idi. Fakir ve zengin herkese ikrâm ve ihsânederdi. Her kim kendisine bir hediye getirse, o daha fazlasını hediyeederek mukâbelede bulunurdu. Az yiyip içerdi. Zamânının çoğunu,talebelere ilim öğretmekle ve ibâdetle geçirirdi. Başlangıçta, Zeyniyyetarîkatından Şeyh Hacı Halîfe'nin hizmetinde bulunup, ondan çokistifâde etti.Dünyâdan elini eteğini çekip, hocasının yoluna tam uydu.Fakat hâlinden üveysî meşrebli olduğu anlaşılıyordu. Yüksek velîlerinrûhlarından feyz alarak, çok mârifetlere kavuşmuştu.
Bir ara gözümde bir ağrı peydaolmuş ve bu hâl uzun müddet devâm etmişti. Bir gün bana; "Gençliğimdeben de gözlerimden çok çektim. Kullandığım ilaçların hiçbiri fadavermedi. Sonunda, bir gün yolda giderken, bir gençle karşılaştım. Bana;"Gözlerinin iyi olmasını dilersen, sünnet-i müekkede olan namazlarınson iki rekatında Muavvizeteyn (Felak ve Nâs) sûrelerini oku. Cenâb-ıHakk'ın izniyle şifâ bulursun inşâallah!" dedi.Onun tavsiyesine uyupdediklerini yaptım. Gözümün ağrısı geçti.Siz de böyle yapın!" deyince,ben biraz haddi aşarak: "O genç kimdi?" diye sordum. Rüstem Halîfe de:"Şânı yüce bir kişidir" diye cevap verdi. Anladım ki, Hızıraleyhisselâm imiş. Târif edilen şeyi ben de yaptım. Az zaman sonra,Allahü teâlânın izniyle, gözlerimin tam sıhhate kavuşması nasîb oldu.
Gâyet edebli bir kimseydi. Hâliniher zaman gizlerdi. Sâdece gerektiği zamanlarda konuşurdu. Hâlini,çocuklara Kur'ân-ı kerîm öğretmekle gizlemeye çalışırdı.
Bana "Evlâd!" diye seslenirdi. Busebeple şöyle vasiyet etti: "Evlâd! Beni müslümanların omuzlarına yüketme. Yakınca bir yere defnedesin!" Bunun içindir ki, onu, Hisar içindeceddimize mensup bulunan Nakkâş Ali'nin yaptırdığı Mescid bahçesinde,babam merhum Osman Çelebi'nin yanında toprağa verdim. Allahü teâlâşefâatine nâil eylesin!"
1) Nefehât-ül-Üns; s.562 2) Şakâyik-ı Nu'mâniyye Zeyli (Mecdî Efendi); s.355 3) Güldeste-i Niyâzî; s.227 4) Tâc-üt-Tevârih; c.2, s.581 5) Câmiu Kerâmât-il-Evliyâ; c.2, s.11 6) Sicilli Osmânî; c.2, s.377 7) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.14, s.302
|