|
DeSSaS
Ziyaretçi
|
 |
« : Ağustos 31, 2008, 04:33:56 ÖS » |
|
mukemmel çocuk nasıl yetiştirilir? <!-- / icon and title --> <!-- message --> Aile Mükemmel Çocuk Yetiştirmenin Üç Altın Kuralı
BAŞLIK DİKKATİNİZİ ÇEKTİ ve yazıyı okumaya başladınız değil mi?İstediğim de buydu zaten. Yoksa ne mükemmel çocuk yetiştirmenin sadecebirkaç kuralı vardır ve hatta ne de mükemmel çocuğun tarifi. Amamaalesef orada burada buna benzer başlıklarla yazılmışmucizevireçeteler okuruz sık sık. Sağlam bir dünya görüşü olmayan Batı medeniyetinin zavallı pedagog vepsikologları dipsiz kuyuya ipsiz inerek ortalama on yılda bir değişenfikirlerle ana-babalara yeni yeni reçeteler sunarlar. Hepsini deDoğrusu budur, böyle davranın, çocuğunuz mükemmel yetişsin diyepazarlarlar hep.
Freuddan hayli etkilenen 68 kuşağının eğitimcileri Çocuğu serbestbırakın, her istediğini yapsın, hevesi kalmasın, hiç azarlamayın,sadece sevgi verin diye diye günümüzün serseri ruhlu, sabırsız,sorumsuz ve ahlaksız neslini yetiştirdiler elbirliği ile. Şimdilerdeise daha farklı sesler yükseliyor o taraflardan: Çocuğabeklentilerinizi ve görevlerini söyleyin, hata yaparsa ceza verin,hatta hafifçe dövebilirsiniz bile.
Biz Müslümanlar ise Kuran ve hadisler ışığında nasıl çocuk yetiştirmekgerektiğini aslında biliyor olmamız gerekirken, maalesef bu kaynaklarada yüz çevirdiğimiz için iki cami arasında bînamaz kalmış durumdayızuzun zamandır. Ve en dindar ailelerden bile Çocuğumuza nasıldavranalım? soruları yükseliyor.
Ben de üç çocuk babası olduğumdan, son zamanlarda çocuk eğitimine dairipuçları toplamakla meşgulüm. İşte bu yazıda çocuk yetiştirmekte dikkatetmemiz gereken bazı temel prensipleri aktarmaya çalışacağım.
Kendini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez Önce kendinizi düzeltin. Kendini ıslah etmeyen başkasını hiç ıslah edemez tabii ki. İfsat eder hatta iyilik zannıyla.
Bir aile tanıyorum. Çocukları pırıl pırıl, ahlâklı gençler olarakyetiştiler. Özel bir çocuk yetiştirme eğitimi almadıklarını biliyorum.
Evlerine misafir olduğum bir gün “Nasıl böyle mükemmel çocuklaryetiştirdinizdiyecek oldum. Ama demedim. Zira o kadar açıktı ki her şey.
Baba samimi ve tutarlı bir dindar, anne şefkatli ve temiz huylu birfedakar. Evleri sade döşenmiş bir dershane gibi. TV genellikle kapalı.Sohbetler Allah için. Yalan yok, dedikodu yok. Nasıl çocuklarçıkabilirdi ki böyle bir evden zaten?
Armut dibine düşer üzüm üzüme baka baka kararır anasına bak kızını al sözleri boşuna söylenmemiş tabii ki.
Bir psikiyatrist olduğumdan, bana sık sık çocuklarını getirir aileler.Bu çocuk bir garip davranıyor nedense? Bir tedavi etseniz. Hiçistisnası yok gibidir; odama çocuk girer ve çıkar ama aile girer vekalır. Hemen daima ailededir esas problem. Anne-babanın bir yığınhataları, kompleksleri, hatta psikiyatrik rahatsızlıkları vardır. Amaonlar bunları görmez, çocuktaki problemleri öne sürerler. Sanki o çocuko evde yetişmemiştir de, uzaydan gelmiştir. O kadar da gayret ettik ki,neden böyle oldu bu çocuk bilmem? havası vardır genellikle. Ama bizaileyi terapiye alırız. Çocuk da toparlar ardından doğal olarak.
O yüzden önce kendimize bakalım diyorum.
Temel güvenli olmalı Bir evin en önemli kısmı temeli olduğu gibi, bir çocuğun ruhsalgelişiminde en önemli dönem de ilk yıllardır. Çocuğun zekasının % i ilk7-8 yılda geliştiği gibi, kişilik de büyük ölçüde bu dönemde oturur.Hele ilk 2 yıl çok önemlidir ve temel güven duygusu nun oluştuğudönemdir.
Bu dönemde çocuğun en önemli ihtiyacı sürekli ve tutarlı bir sevgidir.En yıpratıcı şey ise anne figürünün sürekli değişmesidir. Çocuğunuzisterse bir bakıcı tarafından büyütülsün, yeter ki süreklilik olsun.Sürekli değişen kişilerce bakılan bebeklerde ileri yıllarda çevreyegüvensizlik, içe kapanma gibi özellikler gelişebilir. Sebebinianlayamadığımız bağımlılık, hırçınlık, şüphecilik gibi karakterözelliklerinin temeli o ilk yıllardaki hatırlayamadığımız hatıralardırgenellikle.
Nitekim Filipinlerde yapılan bir saha araştırması, ilk yaşlarındamutlak ilgi ve sevgi ile yetişen çocukların ileride çok daha huzurluinsanlar olduklarını göstermiştir.
Çocuğunuzun bilinçli olmadığı o ilk yıllar aslında bilinçaltının şekillendiği en önemli yıllardır, unutmayın.
Cennetteki gazoz nehirleri Çocuğa hayatın, ölümün, varlığın anlamına dair temel bilgileri verin.
Çocuğunuz 3-5 yaşından itibaren çevresinin ve dünyanın farkınavardığında ve neden, nasılsoruları başladığında sizden her konuda,özellikle de varlığın ve ölümün anlamına dair açıklamalar isteyecektir.Anne sen de ölecek misin? Ölünce ne olur? Baba, Allah nerdedir?gibisorular peş peşe gelir bu dönemden itibaren. Siz de cevap verin tümsorularına, onun anlayacağı dilde. Unutmayın, öğrenmeye hazır olmasalarsormazlar zaten. Bu yaşta Allah’ı, ölümü, ahireti anlatmak erken deyipkaçamak cevap veren ailelerin çocuklarında çok çeşitli ve sebepsizkorkular görülebilir. Cevabı alınamamış her soru o minik beyinlerdekıvrım kıvrım şüphe ve problemler doğurabilir.
Hiç unutmam, küçüklüğümde anneme sormuştum:
- Anne biz ölünce ne olacağız?
- Cennete gideceğiz yavrum.
- Tamam da, ondan sonra ne olacak? Yani Cennette ne kadar yaşayacağız?
Annem bu çocuk bu yaşta sonsuzluktan anlamaz her halde; uzun bir zaman söyleyeyim de rahat etsin diye düşünmüş olsa gerek ki,
- 1000 yıl yaşayacağız yavrum demişti.
O kadar üzülmüştüm ki.
İster 10 yıl, ister 1000 yıl, sonuçta yok olacaksak ne anlamı var? Bensonsuzluk istiyorum, yok olmak istemiyorum demişti o küçücük zihnimbile. Siz anlatın çocuklarınıza bildiklerinizi. Allahı, Kuranı,ahireti. Özellikle de melekleri unutmayın. Kendilerini koruyan,kollayan, her yerde bulunan görünmez varlıklara inanmak, öcülerdençizgi filmlerdeki hayali canavarlardan korkan ruhlarına ilaç gibigelecektir.
Peygamberimizin ve İslam büyüklerinin hayatını anlatmak da çokönemlidir. Zira büyüyen bir fidan gibi olan çocuk ruhu kendisine örnekalacağı mükemmel kişiler arar. Siz o zatları çocuğunuzun hayallerineideal olarak kazımazsanız, çocuğunuz Pokemon eğiticisi veya Zeyna gibiolmayı kendine ideal seçebilir.
Ancak dini eğitim verirken abartılı bir zorlamaya kaçmamak da şarttır.
Çocuğa onun hoşuna gidecek örneklerle bezeli biçim
*****
Babam beni anlar mı?
Çocuğun seviyesine inin. Unutmayın ki, o erişkin olmadı ama siz çocukoldunuz. Onun yaşlarında neler yaşadığınızı, hissettiğinizi hatırlayıpona daha iyi yaklaşabilirsiniz. Yoksa çocuğunuz sizi anlamadığı birdilden konuşan yabancı bir rehber” gibi görebilir.
Bunun en sık rastladığım bir örneği, his ve fikirlerini paylaşmayançocuklardır. Çocuk bir yığın sorun yaşamakta, içini şüphe ve korkularkemirmektedir ama ailesine hiçbir şey anlatmamaktadır. Çünküanne-babanın tüm yaptığı, evladım, bir derdin varsa anlat demektenibarettir. Oysa çocuk Onlar büyük ve olgun. Benim korkularımıanlamazlar her halde. diye düşünebilir ve hislerini paylaşmaz.
Okula gitmek istemeyen bir çocuk getirilmişti bana. Ailesine hiçbirsebep söylemiyordu. Ben çocuğa önce, onun yaşında iken okulla ilgiliyaşadığım kendi tedirginliklerimi anlattım. Karanlık okul yolu, çocukkaçıran çingene söylentileri vs. derken çocuk, saçmalama amca, benonlardan korkmuyorum, sadece bir arkadaşım beni dövüyor deyiverdi.Sebep anlaşılmıştı.
Siz de zaman zaman kendinizi onun yerine koyun, kendi çocukluğunuzu dahatırlayıp neler hissettiğini tahmin etmeye çalışın ve mümkün mertebeonun dilinden konuşarak duygularını paylaşın. Siz bir adım atarsanız okoşarak gelecektir.
Siz onu anlamaya çalışmazsanız o sizi nasıl anlasın?
Dar daireye vakit ayırın.
Yata yata büyüyen karpuz bile bakım ister.
Sizin vasıtanızla dünyaya getirilmiş ve her şeyi öğrenmeye muhtaç,nazik, hassas o masum yavruların günde 1-2 saat ilginize hakkı yokmudur? Meyvenin 4. meselesinde geçen dar dairelerin en ehemmiyetliolanlarından biri aile değil midir? Falan futbolcunun ayakkabınumarasını bilip kendi çocuğununkini bilmemek, Başbakanınkonuşmalarında hastalık işaretleri ararken kendi çocuğunun sözleriniyarım kulakla dinlemek komik kaçmıyor mu? Hatta sevgili MetinKarabaşoğlunun bir yazısında dediği gibi, soru soran çocuğuna lütfenbeni rahatsız etme, kitap yazıyorum demek bile (işin içinde hizmet olsadahi) hata değil midir?
Mumlardan örnek vermeyin lütfen, güneş dibine de ışık veriyor.
Şefkat damarını yanlış yerde kullanmayın.
Allahın rahmetinden fazla rahmet edilmez. Aman çocuk zahmete girmesin,aman üzülmesin, ağlamasın diye diye onu davranışlarında tümden serbestbırakmak, ona iyilik değil kötülük etmektir.
Meselâ okul çağına gelen çocuğa namaz kılmayı öğretmek, 10 yaşında isenamaz kılmazsa cezalandırmak dinimizde var. Kaçımız yapıyoruz acaba,merak ediyorum.
Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun mealindeki ayet nazil olduğunda sahabeler Resulullaha asm sormuşlar:
Ya Resulullah, biz Allahın emirlerini yapıp yasaklarından sakınarakkendimizi ateşten koruyabiliriz. Ama aile ve çocuklarımızı nasılkoruruz?
Allahın size emrettiklerini siz de onlara emredin, Allahın size yasakladıklarını siz de onlara yasaklayın buyurmuşlar.
Özellikle bazı hanımların, kendileri örtülü oldukları halde kızlarınısüslü ve açık kıyafetlerle büyüttüklerini, kendileri umumi yerlerdedenize girmedikleri halde çocuklarını daha küçük diye plajlarasaldıklarını çok görüyoruz. Küçüklüğünde tesettür ve iffet konusundasağlam temel kuramamış bu çocukların ileride nasıl bir çizgideyaşayacakları muhakkak ki şüphelidir.
Böyle davranan ailelerin bazıları da biz de küçükken böyleydik, sonratoparlandık derler. Ne kadar toparlanmışlardır acaba? Ya da daha sağlambir terbiye almış olsalardı kim bilir nasıl olabilirlerdi?
Unutmayın ki eğitimin temel prensibi doğruları yapmaktır, tüm yanlışları denemek değil.
Bir çok aileden de ahlakı bozucu yayın yapan tvleri kendileriseyretmemekle beraber çocuklarına yasaklayamadıkları şikayeti duyarım.Sebep çocuğun sevdiği dizi için ağlayıp sızlanmasıdır çoklukla. BenRuhsarı çok seviyorum.
Bakın; çocuk ağlar, sızlar her zaman. Sizi test eder hep. Geri adımattınız mı da, o konu kazanılmış hak olur artık. Oysa çocukların ruhsalyapıları psikoloji tabiriyle plastiktir. Siz sağlam durursanız çocukkendini size uydurur, merak etmeyin. Kaldı ki bugün birkaç saatağlamasın derken, ileride hem onun hem kendinizin pişmanlıkla yıllarcaağlamasına zemin hazırlamış olursunuz.
Eşinizle tutarlı olun.
En kötü ruhsal hastalık olan şizofreninin oluşma sebeplerinden biri deanne-babanın çocuğa verdiği mesajlar arasında tutarsızlık olmasıdır.Aynı konuda biri bir şey söyler, diğeri başka şey. Aynı olayda biri birtürlü davranır, diğeri başka türlü. Sonuç: Zihin bölünmesidir. O yüzdeneşler önce kendi aralarında konuşup belli prensiplerde anlaşmalıdırlar.Çocuk hangi durumda nasıl bir tavırla karşılaşacağını bilmelidir.
Buradan da hissedilir ki, aslında iyi çocuk yetiştirmek için önce uyumlu bir evlilik yapmak lazımdır.
Vazifenizi yapın, Allahın vazifesine karışmayın.
Malesef çoğumuz çocuklarımıza verdiğimiz emeğin karşılığını nerdeysezorla alma hevesindeyiz. İlla ki şöyle olmalısın. Aslında unutmamaklazım ki, o çocuk bizim malımız değildir. Biz sadece ona hizmetlegörevlendirilmişiz.
Eğer üstümüze düşeni layıkıyla yapmışsak ötesi Allahın takdiridir. Aksihalde aşırı zorlamalar ters tepebilir ve çocuğun iyice zıt bir çizgiyegirmesine yol açabilir. Biz de gereksiz derecede strese girip iyiceyanlış davranmaya başlarız. Ben sana bildiğimce doğruları gösterdim,artık seçim senin demek lazımdır, hele ergenlik çağında.
Zaten bizim tüm bu önerdiklerimiz sadece sebeplerdir. Biz Allah rızasıve çocuğumuzun iyiliği için bu sebeplere elimizden geldiğince müracaatederiz ama sonucuna karışmayız. Zira Allah isterse Peygamber çocuğuhayırsız olabileceği gibi, öksüz-yetim kalmış, hatta Firavununsarayında büyümüş çocuklar da en büyük Peygamberler olabilir.
O yüzden son olarak diyorum ki:
Çocuklarınız için dua edin
|