Dinikonu.com Yüce islam Dinimiz
Duyurular: ^^ Bismillahirrahmanirrahim..^^
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Eylül 10, 2010, 07:13:45 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Kasım El Toğari
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 252 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kasım El Toğari  (Okunma Sayısı 252 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
halvetiyye
Ziyaretçi
« : Ekim 23, 2009, 02:05:25 ÖS »

İnsanları Hakk'a dâvet eden, onlara doğru yolu gösterip, hakîkî saâdete kavuşturan ve kendilerine “Silsile-i Aliyye” denilen büyük âlim ve velîlerin otuz üçüncüsüdür.

Aslen Şırnak’ın Derşev köyünden, Derşevi aşiretinin Şibli ailesindendir. Adı Kasım Şöhreti El-Hadi ve Şeyh Kasım-i El-Toğar’dır. Doğum Tarihi bilinmemektedir.




Şeyh Kasım’ın yaşadığı dönemde Derşev aşireti, Botan’a bağlıydı. Botan ise 1880 ler de Osman İmparatorluğuna bağlı bir eyalet olup merkezi Cizre’ydi ve Botan, ünlü ailelerinden Bedirhanilerin yönetimindeydi.
Botan eyaleti’nin merkez Cizre’den sonra ikinci idari yerleşim merkezi ise Derşevi (bugünkü ALKAMER köyü) idi. Derşevi, hem merkez köyün adı hem de köy ve mezralarda yaşayan top yekûn aşiretin adıydı (bu aşiret halen mıntıkanın ve Anadolu’nın çeşitli yerlerine yerleşmiş kalabalık bir aşirettir).
Şeyh Kasım’ın babası ve dedeleri yörenin tanınmış ailelerinden “Bedirhanilerin” resmi ilim görevlileridir.
Bununla beraber Kasım, daha küçükken ilim tahsili için tedrisata gönderilir ve uğurlanışında annesi kendilerime; “Oğlum sakın ağaların ve beylerin yemeğini yeme, parasını alma. Çünkü çoğunun mülkünde haram vardır, ben seni, elimden geldiğince kimseye muhtaç bırakmadan okutacağım” der ve uğurlar.
Gerçekten de bu uğurda evinde ki son zamanlarda elinde kalan çanak çömlek cinsinden ne varsa onları da satıp oğluna harcamıştır ve işte böyle büyüyen bir çocukta gerçekten olması gereken bir zat olur.
Derşevi aşireti, eyalet idaresi muhtelif sektörlerinde Mir Bedir han Paşa’ya yardımcıydılar. Bu sebeple, 1848’de imparatorluk tarafından Bedirhaniler ve ona destek olan aşiretler hakkında çıkarılan sürgün fermanı, Derşevi aşiretinin Şibli ailesinide kapsamış ve beraber sürgüne gönderilmişlerdir.
Ailesinin sürgüne gönderildiği bu yıllarda Şeyh Kasım henüz oldukça gençtir ve medrese tahsilini yapmak üzere Muş’a gitmiştir. İlk olarak ilmini Muş’un köylerinden birinde bitirip icazetini Nakşî meşayihinden Şeyh Salih-i Sıbki’nin amcası Molla Resul-i Sıbki’den alır. Ve aynı zamanda Şeyh Salih-i Sıbki’nin yanında tarikata girer ve müridi olup amel etmeye başlar.
Tahsil bitiminden sonra köyü olan Derşev’e gelirken, tüm akraba ve ailesinin, Bedirhan Beylerin sürgünüyle beraber sürgün edildiğini öğrenen Şeyh Kasım, tahsil dolayısıyla, uzun süre ayrı kaldığı sürgüne giden aile efradıyla görüşmek ve helâlaşmak için ailenin sevk istikametini takip ederek yola koyulur. Zamanın yol ve vasıta imkânsızlığı ile kervanla at üstünde konaklaya konaklaya Diyarbakır’ın Çınar kazasına bağlı Aktepe köyüne varır. Burada köyde ikamet eden Nakşibendî Tarikatının Halid-i kolunun rükünlerinden Şeyh Hasan-i Nurani’nin misafiri olur ve buradan Diyarbakır’a giderek akrabalarını bulur, onlarla helalleşip vedalaştıktan sonra tekrar Aktepe köyüne gider.
Aktepe köyünde bulunan ve aynı zamanda şeyhinin halifesi olan Şeyh Hasan-i Nurânî Hazretlerinin yanında birkaç gün misafir kalır.
Misafirliği müddetince büyük zat ve büyük veli Şeyh Hasan-i Nurani’ni ile sürekli muhasebe, sohbet ve ilmi görüşmelerde bulunur, kemale erer. Bir müddet sonra akrabalarını görmek için tekrar Diyarbekir’e gelir ve yine dönüşte Şeyh Hasan-i Nurani’nin misafiri olur. Şeyh efendi bu misafirindeki üstün zeka ve ilmi kabiliyetini hisseder ancak hiç konuşmaz, birkaç gün geçtikten sonra Şeyh Kasım evine gitmek ister ancak, şeyh efendi bir türlü “gidebilirsin” diye izin vermez ve onun gitmesine bir türlü müsaade etmez.
Tam bu sıralarda, İstanbul’dan Diyarbakır’a, bir konuda Şeyhül İslam’ın bir fetvası gelir. Diyarbakır uleması, bu fetvayı beğenmeyip yanlış olduğuna kanaat eder. Ve Şeyhül İslam’ın çıkardığı bir fetvaya itiraz eden Diyarbakır uleması ile resmi makamı temsil eden zamanın valisi, kadısı, müftüsü arasında bir münakaşa olur. Bunun üzerine incelemesi ve bir çözüme bağlaması için fetvanın bir nüshası zamanda iyi bir âlim olan Şeyh Hasan-i Nurani’ye gönderilir; Şeyh Hasan-i Nurânî fetvayı alıp inceler ve yanındaki (O dönemde henüz –Molla Kasım- diye çağrılan) Şeyh Kasım efendiye verir ve; “Şuna bir bak bakalım Diyarbekir uleması haklı mıdır?” diyerek Şeyh Kasım’ın fikrini alır.
Şeyh Kasım efendi iyi bir inceledikten sonra; “efendim bana göre, Diyarbekir uleması yanılıyor, fetva doğrudur” der. Şeyh Hasan-i Nurânî; “Diyarbekir’e gidip orada bunu Diyarbakır ulemasıyla münakaşa ve münazarayı kabul ile isbat edebilirmisin?” diye sorar, Şeyh Kasım cevaben “Şeyh izin verirse kanaât ve fikrimi serd etmeye hazırım” der ve Diyarbakır a gider. Şehre gelince Diyarbakır da halen ibadete açık olan Fatih Paşa Camii’ne (Kurşunlu Cami) gider ve orda yerleşerek ilim heyetini camide kabul eder. Ulema oraya gelir, tartışma başlar, Şeyh Kasım efendi fetva’nın doğru olduğunu delilleri ile bir güzel izah edip ulemanın takdirlerini kazanır, orada kendilerine Vali tarafından kalması ve Reis-ul Ulema makamı ile tedrisat yapması istenilmesine rağmen kabul etmeyip memleketine gitmek istediğini belirtip tekrar geri döner. Gizlice Vali tarafından Şeyh Hasan-i Nurânî’ye bu zatın burada kalması için gerekenin yapılması konusunda haber gönderilir.
Şeyh Kasım Aktepe’ye gelir ve birkaç gün daha kalır ama bir türlü Şeyh efendi den “evine gidebilirsin” diye bir izin çıkmayınca, dayanamaz münasip bir dille akrabalarının ekseriyetinin sürgün edilmesi hadisesine binaen memleketine geri dönmesinin bir ihtiyaç ve zaruret olduğunu bildirip izin ister. Fakat Şeyh Hasan kalması için ısrar ederek gitmesine izin vermez.Şeyh efendi de orada kalmasını ve talebe yetiştirip buralara faydalı olmasını ister,
Böyle bir zatın ısrarı karşısında Şeyh Kasım gitmek için diretmenin doğru olmayacağını düşünerek gitmekten vazgeçer. Memleketi olan ve asırlardan beri sülalece yerleşik olduğu Derşevi’de mevcut emlak ve servetinden feragat ederek uzun ısrarlardan sonra gidip evini getirerek Altoğar (Altunakar) köyüne yerleşir.
Önceleri; Şeyh Salih-i Subki’nin yanında amel ederken, üstadının vefatından sonra, yine onun halifesi olan ve aynı zamanda Aktepe köyünde mukim, meşhur Nakşibendi şeyhi; Şeyh Hasan-i Nurânî’nin yanında amel etmeye başlar ve amel bitiminde de halifelik alır.
Şeyh Hasan-i Nurânî’nin vefatına yakın kendilerine sorulur; ”Sizden sonra burada bunca halifeniz ve oğlunuz var, kim postunuza oturacak?” cevab; “kimin oturacağı bellidir. Molla Kasım.” Bu cevab karşısında bazı nahoş görüşler serdedilirken, çeşitli itirazlar gelir. Zira Şeyh’in dört oğlu olduğunu, onlarında ilmi zahirde kâmil olduklarını, büyük edip ve şair olarak divan telif ettiklerini, edebiyat ve ilimde otorite olduklarını ve yabancı birini kendisine halife seçip göstermesini anlayamadıklarını belirtirler.
Bunun üzerin Şeyh Hasan-i Nurani Hazretleri; “demek ki bugüne kadar ihlâs ve manasıyla benden istifade edememişsiniz! Aksi halde ne demek istediğimi idrak ederdiniz. Elbette ki, menkul ve gayrimenkul mallarım çocuklarıma ve varislerime intikal edecektir. Ancak haiz olduğum rabıta ve hikmet emanettir O’na bırakılması manevi bir emirdir ve bu emanet ona intikal etmiştir. Halifem O’dur. Benimle irtibatını muhafaza ve devam etmek isteyenler ona biat suretiyle tahakkuk edecektir. Bundan sonra Şeyh Kasım sizin şeyhinizdir.” der ve vefatından sonra kısa bir müddet Şeyh Kasım efendi Aktepe de irşad vazifesi ve tedrisatla meşgul olduktan sonra herhangi bir tatsız olaya sebebiyet vermemek için ordan ayrılarak kendi köyü olanÇınar kazasına bağlı –Altoğar’a- (şimdiki ismi Altunakar) gelir irşad ve tedrisat görevini burada devam ettirir.
ALTUNAKAR MEDRESESİ Osmanlı idaresinde resmiyet kesbeder. İlahiyat Fakültesi mertebesinde olan bu medresenin mezunları devlet sektöründe istihdam hakkını kazanırlar. Bu nedenle her taraftan, bilhassa Ortadoğu mıntıkası Suriye, Irak ve Kafkasya’dan burada okumak için talebeler gelirdi.
Şeyh Kasım El-Enveri, Mürşidi Kamil Şeyh Hasan-i Nuraniden almış olduğu halifelik vazifesini bihakkın yerine getirerek, Kafkaslar’dan Şam’a Irak’tan Elazığ Palu kazasına ve Urfa Siverek ile Adıyaman’ın Kâhta kazasına kadar gelen ve çoğalan müritlerine gerekli irşatla; riyazat, çile, zikir, murakabe, tövbe, istiğfar, züht, tevekkül ve kanaât telkin talim ve temrini yaparak onların gerek cemiyet içinde beşeri faydalı bir uzuv ve gerekse masiva ve nefsanî zaaf ve şerden tebriye suretiyle kemale yardımcı olmaya medar cehd ve gayreti göstermiştir.
Şeyh Kasım iyi bir alim idi. Örnek olarak Şam’da; Muhammed Keftaro ve “Molla Bokalki” ailesinden meşhur alim, Şeyh Yusuf’un talebesi olması hasebi ile ilmi kariyerini gösterir birer numunedirler.
Altunakar arazisi zamanla çoğalan aile efradının, mensuplarının, müderrislerin, talebelerin ve gelen misafirlerin iaşe ve ihtiyacını karşılayamayacak duruma gelir. Bunu üzerine Şeyh Kasım Altunakar ile hemhudut olan Güzelşeyh köyünü satın almaya talip olur. Bu köy imparatorluk idaresi tarafından oraya ikamete mecbur edilen Kırım Han’larından Musa Paşa’ya temlik edilmiş, kendisine köyde yazlık-kışlık bir konak inşa edilmiş ve mıntıkanın asayiş ve idaresiyle vazifelendirilerek asalet ve mertebesine layık bir muameleye tabi tutulmuş. Musa Paşa’nın vefatından sonra oğlu İslam Bey, kısa bir zaman sonra mıntıkadan ayrılmak istediğinden köyü bütün mal varlığıyla beraber sayışa çıkarmış. Bunun üzerine Şeyh Kasım köyü satın alır ve köy Şeyh Kasım’ın oğlu ve sonrada halifesi olacak Şeyh Neytullah adına tescil edilir.
Şeyh Kasım efendi’nin 5’i erkek, 3’ü kız olmak üzere 8 çocuğu olmuştur. Bunlardan bir oğlu; Muhammed Said, kendisinden önce genç yaşta vefat etmiştir ve Şeyh Kasım çok sevdiği bu oğlunun adına şuan Altunakar da bulunan türbeyi yaptırmıştır. Diğer çocukları; Halid, Muhammed Neytullah, Muhammed Nezir, Abdulhamid’dir.
Daha sonra kendisi de vefat edince oğlunun yanına defnedilmiştir. Bölgede yaşanan sürgün olaylarında Şeyh Kasım’ın oğullarının her biri bir bölgeye sürgün edilmiş ve aile uzun zaman toparlanamamıştır.
Şeyh Kasım iyi bir alim olması yanı sıra, çok mert ve merhamet sahibi bir insan idi. Bir yıl memlekette kıtlık olur, kendisinin ise epey ekin’i vardır. Kendine yakın köyleri çağırır. Önceleri borç olarak gösterip herkese tahıl dağıtır. Geriye bir torba dolusu borç kağıdı kalır. O zamanlar soba, memlekete daha yeni geldiğinden bir tane de Şeyh efendi’nin evinde vardır. Şeyh Kasım oğlunu çağırır, sobayı yaktırır ve “borç torbasını getir” der. Oğlu derhal getirir. Şeyh efendi torbayı bitini ile sobaya boşaltır ve yakar.
Yine anlatılır ki; Şeyhin bir tarlası vardı, bir gün 10 ölçek arpa ekmiştir ve bu topraktan tam 10 yıl boyunca tohum ekmeksizin ürün almıştır. Bu mahsul bütün müridlerin yemeklerine yetti.

Bölgenin halkını irşâd ederek birçok talebe yetiştirdi. Yetiştirdiği ve icazet verdiği en büyük talebeleri şunlardır:
Şeyh Halid-i Gülpınar (Oğludur, aynı zamanda ilimde de Mucaz’ıdır.)
Şeyh Muhammed Neytullah (oğlu)
Şeyh Yusuf (Molla Bokalki’lerden olup aynı zamanda ilimde de Mucaz’ıdır
Şeyh Muhammed Keftaro. (Bugün Suriye’oeki –Keftaro- ailesinin dedesi, aynı zamanda ilimde de Mucaz’ıdır)
Şeyh İsa Ebu Şemseddin El-Kürdi. (Aynı zamanda ilimde de Mucaz’ıdır. Suriye’de vefat etmiştir.
Şeyh Seyyid Muhammed Zilan (Şeyh Seyyid Mevlana Muhammed Halid-i Zilan Hz. Amcası)

Şeyh Kasım’ın son derece zengin bir kütüphanesi ve birçok eseri olduğunu öğrendiğimiz halde, bu eserlerden günümüze maalesef bir tanesi bile gelememiştir. Nedeni de; Şeyh Said olayları zamanındaki sürgünlerde yapılan tahribat ve yağma olayları neticesi olarak bir şey kalmamıştır, tıpkı diğer ailelerdeki gibi.
Şeyh Kasım El-Hadi (Altun Akarlı) hicri 1300 yılında Çınar kazasının Al-Toğar (Şimdiki ismi Altunakar) köyünde vefat etmiştir. Bugün aynı köyde sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir.


Yüce Allah sırrını mukaddes ve mübarek kılsın.

Kaynak;
1- Tezkire-i Meşayih-i Amid Diyarbekir Velileri I-II M.Şefik Korkusuz s.140-143
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Wap Forum | Wap | Wap2 | RSS | XML | sitemaps |  Sitemap-Html
web siteleri

programlar diyetisyen aşk
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848 849 850 851 852 853 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 868 869 870 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 890 891 892 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 903 904 905 906 907 908 909 910 911 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 923 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 943 944 945 946 947 948 949 950 951 952 953 954 955 956 957 958 959 960 961 962 963 964 965 966 967 968 969 970 971 972 973 974 975 976 977 978 979 980 981 982 983 984 985 986 987 988 989 990 991 992 993 994 995 996 997 998 999 1000