|
DeSSaS
Ziyaretçi
|
 |
« : Ağustos 30, 2008, 09:35:17 ÖÖ » |
|
Hz. ADEM İLE HAVVA
Allahü Teâlâ, kendi varlığını bilsin, ibâdette bulunsun ve yer yüzünüde imâr etsin diye insan varlığını yaratmayı mürad ettiği zaman,Meleklerine:
— «Ben yer yüzünde muhakkak bir halife yapacağım, bir halife tâyinedeceğim ki kendi irademden kudret ve sıfatımdan ona bazı selâhiyetlervereceğim ki, o bana vekâleten mahlûkatım üzerinde bir takımtasarruflara sahip olacak, benim nâmıma hükümler icra edecek, benimvekilim olarak benim emirlerimi, benim kanunlarımı tatbike memurbulunacak. Sonra onun arkasından gelenler ve ona halef olarak yânivazifeyi icra edecekler bulunacaktır,» buyurdu.
Melekler bir taraftan bundaki şerefi takdir ettiler, diğer taraftan dayeryüzündeki bir mahlûka böyle yüksek bir irade selâhiyetibahşedilmesinde bir şer ihtimalinden de korktular. Allahü Teâlâ bundakigizli hikmetlerini de bildirmediği için:
— «Ey Rabbimiz! Yer yüzünde onu fesada Verecek, onda fesadlar çıkaracakve kanlar dökecek bir mahlûk mu yaratacaksın? Halbuki biz hep sanahamdederek, daima seni tesbih ve takdis edip dururken,» dediler.
Ve bu suretle maksatları —hâşâ itiraz olmayıp hikmetini sormak olduğunubildirdiler, mamafih bununla hilâfete zımnan bir rağbet de gösterdiler.Allahü Teâlâ cevaben:
— «Her halde ben sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim,» buyurdu. Melekler bu cevap karşısında sustular ve birbirlerine:
— — «Elbette rabbımız her şeyi bilir, faydası olmayan bir mahlûk yaratmaz,» dediler.
Allahü Teâlâ, Meleklere: .
— «Muhakkak ben, kuru çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşeryaratacağım, binaenaleyh ben, onu tam bir insan kıvamına koyup içineilâhî bir emrim olan ruhtan feyiz verdiğim vakit, onun için secdeyekapanın,» dedi.
Bunun üzerine Melekler, hepsi toptan secde ettiler, ancak iblisdayattı, kibrine yediremedi ve secdeden kaçındı. Çünkü o- kendisini enüstün mahlûk kabul ediyordu.
Allahü Teâlâ:
— «Ya iblis! Sen niçin secde edenlerle beraber olmadın?» dedi. iblis de:
— «Benim bir kuru çamurdan, bir sûretlenmiş balçıktan yarattığın birbeşere secde etmem mümkün değildir. Zira ben ateşten yaratıldım,Ateş'ise topraktan üstündür,» dedi ve bu bâtıl kıyasıyla itaatdairesinden çıkarak fiilen kâfir oldu.
Allahü Teâlâ: .
— «O halde, çık oradan, çünkü sen tard olundun. Ve bu lanet ceza gününe kadar üzerindedir.» Şeytan:
— «Rabbim! öyle ise bana onların tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver,» dedi.
Allahü Teâlâ da ba's gününe kadar değil, ecel günü yani birinci sürün üfürülmesine kadar mühlet verdiğini bildirdi
Bunun üzerine Şeytan:
— «Ya rabbi! benim azgın ve asiliğime hükmetmekliğin vesilesiyle yeminederim ki, ben, o insanlar için yer yüzünde ziynetler yapıp onlarıkandırarak hepsini yoldan çıkaracağım, ancak içlerinden mıhlasınKulların müstesna. Yâni hâlis taatın için seçilmiş lekesiz has kullarınaklanmazlar,» dedi.
Allahü Teâlâ, Şeytanın beşerin ilk maddesine bakarak onlara mutlaktahakküm edebileceğine kaail olmasına rağmen, muhlas kullar için hakkıteslim etmesi üzerine buyurdu ki:
— «işte bu dediğin, sahiplerini azıtamayacağını itiraf ettiğin o ihlâsve tevhîd, bana kavuşturan dosdoğru bir yol, hak bîr kanundur.Hakikaten kullarım üzerine ne sözle ilzam edecek bir delilim, ne fiilenmusallat olacak bu kudretin yoktur. Ancak sana uyan azgınlar müstesna.Yani ancak onları sürükleyebilirsin. Fakat o da senin hükmün ile değil,onların iradelerini kötüye kullanarak sana uymaları ve arkana düşmelerisebebiyledir. Yoksa muhlaslara tasallut edemediğin gibi, diğerlerine deedemezsin. Şüphesiz Cehennem de o sana uyan azgınların vaad olunanyerleridir.»
Allahü Teâlâ, insanın şerefli, itibarlı ve kendisine halife olmayalâyık bir mahlûk olduğunu göstermek üzere Hz. Adem'e bütün esmayı talimederek ilim ve kelâm sıfatlarına mazhar kıldı, sonra da o âleminiMeleklere işaret ederek:
— Haydin, siz îmân ile ifade etmek istediğiniz hilâfete lâyık olmadâvanızda isabetli iseniz; işte bunların isimlerini bana güzelce haberveriniz, buyurarak onları, acziyetlerini izhar ve isbat için imtihanetti.
Bu imtihana karşı Melekler:
— Subhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka bizim hiç birilmimiz yoktur, her şeyi bilen ve dâima bilen âlim, her şeyde hakim,hakikaten Sensin ve ancak Sensin, diyerek acziyetlerini izharla tesbîheylediler.
Melekler acziyetlerini izhar ve hikmet ilmini teslim edince, Allahü Teâlâ: .
— Ya Adem! Meleklere şunların isimlerini güzelce haber ver, dedi, Buhitabı ile halifenin kim olacağına da işaret buyurdu ve böyleceMeleklerden sonra Hz. Adem'i de bu emir ile imtihan etti. Bunun üzerineHz. Adem o arz olunan şeyleri isimleriyle haber verince, Allahü Teâlâ,Meleklere:
— Ben size, Ben bütün arz ve semânın gaybını bilirim, demedim mi? Vesiz ne açıklıyorsunuz ve ne gizliyorsunuz, onu da biliyorum, buyurdu.
Allahü Teâlâ Hz. Adem'e eş olarak kendi kaburga kemiğinden Havva validemizi yarattı ve:
— Ya Adem, sen ve zevcen şu Cennette rahat yaşayınız. Nimetlerimden bolbol yiyiniz. Ancak şu bur ağaca yaklaşmayınız, meyvesinden yemeyekalkışmayınız ki haddini aşanlardan olursunuz, buyurdu. Ve Şeytanınkendilerine düşman olduğunu bildirerek onun sözüne kanmamalarınıistedi.
Allahü Teâlâ onlara yalnız bir ağacın meyvesinden yemeleriniyasaklamıştı ki, bu suretle insana, iradesini kullanmayı ve nefsinehâkim olmayı öğreterek mükellefiyetten azade olmadığını hatırlatıyordu.
Onlara verilen bu nimetler üzerine ilâhî huzurdan kovulan veinsanoğluna ebedî düşmanlığını ilân eden Şeytan, ilk olarakkendilerinde örtülüp gizlenen kötü yerlerini meydana çıkarmak; avretmahallerini açmak için ikisine de vesvese vermeye başladı. Hz. Adem veHavva bu âna kadar yaratılışlarında kendilerini utandıracak vetiksindirecek çirkin pis şeylere mahal olacak kötü yerlerini nekendilerinde ve ne de birbirlerinde görmüyorlar ve hattâ bilmiyorlardı.Settârul' uyub olan Halik Teâlâ evvel emirde onu örtmüş vekendilerinden gizlemişti.
Şeytan nihayet bir fırsatını bulup onlara yaklaştı ve:
— Ey Adem! Sana, seni burada ebedî kılacak bir devleti haber vereyimmi? Diyerek, Allahü Teâlânın yaklaşmamalarını emrettiği ağacı gösterdi.
Hz. Adem, Şeytanın bu sözlerine aldırış etmedi, ancak şeytan da vesvesesinde yılgınlık göstermedi ve:
— Rabbimiz sizi bu ağaçtan başka bir sebeple değil, ancak iki Melekolacağınız veya bu Cennette ebedî kalacağınızdan dolayı nehyetti. Yanibundan yerseniz ya Melekler gibi yemek, içmek ihtiyacından müstağniolursunuz, yahut ölüm yüzü görmez burada ebedî kalırsınız, dedi.Kendisine inanmaları için de yemîn ederek, «ben sizin nasihatçınız vehayrınızı isteyicinizim» diye emîn olmalarını istedi.
Hz. Adem ve Havva hiç bir kimsenin yalan yere Allaha yemin etmeyeceğinidüşünerek yanıldılar ve bu ağaca meylettiler. Hz. Adem buradaiçtihadında isabet edemeyerek, o nehyedilen ağacın cinsinden olan başkabir ağacın meyvesinden yemekte bir mahzur olmayacağına hükmetti veberaberce Allahü Teâlâ'nın yasak kıldığı ağacın meyvesinden tattıklarıvakit örtülü ve gizli olan avret mahalleri açılıverdi. Bunun üzerinehayalarından derhal üzerlerine Cennetin incir yaprağından yamalaryamamağa başladılar. Allahü Teâlâ da kendilerine şöyle nida etti:
— Ben sizi o ağaçtan nehyetmedim mi idi? Şeytan size açık bir düşmandır demedim mi îdi?
Hz. Adem ile Havva cevaben:
— Ey Bizim rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer sen bize rahmet vemağfiret etmezsen, en büyük zarar ve felâketin içinde kalanlardanolacağız, diye tevbe ve niyazda bulundular.
Allahü Teâlâ, Hz. Adem, Havva ve Şeytan'a hitap etti:
—— Haydi, bâzınız bâzınıza düşman olarak yer yüzüne ininiz. Size oradabir müddet için karar edip nasiplenmek ve geçinmek vardır. Oradayaşayıp orada ölecek ve yine ondan çıkarılacaksınız.
Hz. Adem ve zevcesi, dolayısıyla insan nevi yer yüzünde böylece mekântuttu ve Şeytanla mücadele ederek Rabbından telâkki ettiği kelimelerletevbe ve istiğfarda bulundu. Allahü Teâlâ'nın emirleri ile amel etti vetevbeleri de kabul olundu. Çünkü Allahü Teâlâ esirgeyici vebağışlayıcıdır.
Hz. Adem beş şeyi ile bahtiyar olmuştur:
Hatâsını itiraf, pişmanlık, nefsini kötülemek, tevbeye devam ve rahmetten ümidi kesmemek.
iblis de beş şey ile bedbaht olmuştur:
Günahını ikrar etmemek, pişmanlık duymamak, kendini kötülemeyipazgınlığını Allahü Teâlâ'ya niubet etmek ve rahmetten ümidini kesmek.
Ahnef ibni Kays, Medine'de Müminlerin Emiri Hz. Ömer'i görmek ister,bir de bakar ki büyük bir kalabalık halka halinde toplanmış,Kâ'bül'ahbar onlara vaaz veriyor ve şunları anlatıyor:
— Âdem aleyhisselâma vefat emri geldiği zaman; «Ya Rab, düşmanım iblis,beni meyyit halinde görünce kendisi kıyamet gününe kadar mühletekavuşmakla sevinecek, bana şamata edecek,» dedi. Cevap verildi ki:
— «Ya Adem, sen Cennete iade olunacaksın, o mel'un ise evvelkilerin vesonrakilerin adedi kadar ölüm acısını tatmak için tehu olunacak.»
Sonra Hz. Adem, Melekül'mevt Azraile: «— Ona ölümü nasıl tattıracaksın? Vasfını bana anlat,» dedi.
Onun ölümünün vasıfları anlatıldığı zaman, Hz. Adem: «— Ya Rabbi! Kâfi» dedi
Bunun üzerine orada vaazı dinleyen insanlar, heyecana gelerek; «— Ya Ebâ İshak! O nasıldır? bize anlat» dediler.
Kâ'b'ın anlatmak istememesi üzerine çok İsrar ettiler, bunun üzerine dedi ki:
— Allahü Teâlâ, birinci sûr'un ufürülmesi akabinde Azrail'e diyecek ki:
— «Sana yedi Sema ve yedi Arz ahalisinin kuvvetini verdim ve bugün sanabütün gadap kisvelerini giydirdim. Şiddetli gadabımla in, o tardolunmuş İblis'e artık ölüm acısını tattır, sakaleynden evvel veahirlerin acılarını hep birden ihtiva etmek üzerine bütün illet vehastalıkları yüklet. Beraberinde gayz ve gadapla dolu yetmiş binzebani, her biriyle de Cehennem zincirlerinden zincirler,tomruklarından tomruklar bulunsun. Cehennem kancalarından yetmiş binkanca ile o mel'unun kokmuş canını çıkarın. Malik'i de çağırın Cehennemkapılarını açsın.» Bunun üzerine Azrail öyle bir suret ile inecek kiona Semâ'ların ve Arz'ların ahalisi baksa korku ve dehşetlerindenderhal ölürlerdi, inecek, Iblis'e varıp «dur, ya habis! Artık sanaölümü tattıracağım, çok ömür sürdün. Nice nesilleri azdırdın, yoldançıkardın. Ancak işte malûm vakit geldi.» diyecek. Mel'un Şeytan Doğuyakaçacak, bakacak Melekül'mevt gözleri önünde, Batıya kaçacak bakacakyine gözlerinin önünde, denizlere dalacak denizler kabul etmeyecek,hâsılı yer yüzünün her tarafına kaçacak, sığınacak kurtulacak hiç biryer bulamayacak, sonra Dünyanın ortasında, Hz. Adem'in kabri yanındaduracak veya Doğudan Batıya Batıdan Doğuya topraklarda sürünecek,nihayet Adem aleyhisselam'ın yer yüzüne indiği mevzîye varınca Arz, birkor gibi olacak Zebaniler kancaları takıp didikleyecekler dedidikleyecekler. Allahü Teâlâ'nın dilediği zamana kadar can çekişipazap içinde kalacak. O böyle can çekişirken Hz. Adem ve Havva'ya'da:
— «Kalkınız düşmanınız ölümü nasıl tadıyor, bakınız» denecek. Kalkacaklar, onun çektiği azabın şiddetine bakacaklar da:
— «Ya Rab, bize nimetini tamamladın» diyecekler.
* * *
|