|
DeSSaS
Ziyaretçi
|
 |
« : Ağustos 31, 2008, 04:51:26 ÖS » |
|
Sevgi Ne ister ? (Müminin Aile Anlayışındaki Esaslar) <!-- / icon and title --> <!-- message --> Lacivert ceketli, gri pantolonlu delikanlı, denize dalarcasınaformalı genç kızın gözlerine bakarak fısıldadı: “Seni seviyorum.” Gençkız, nicedir beklediği bu itiraf karşısında nefesi kesilir gibi oldu.Sevmek de sevilmek de güzeldi. Oturdukları çay bahçesini kuşatansarmaşıklar, havada uçan kuşlar, fıskiyeden havuza dökülen su ikisiiçin daha bir anlamlıydı artık.
Yazıya girerken pembe dizileri aratmayacak bir sunum yapmak geldiiçimden. Sevgi denince hepimizin ilk aklına gelen; lise aşkları olsagerek. Gerçi; şu an evli olanların yüzde kaçı lise aşkıyla evlenmiştir,bu da epey su götürür; ama genç insanın sevgi ile tanışmasının lisedönemi olduğu da bir gerçek.
Sevgi kavramını oldukça kolay telaffuz ediyoruz da ne derecesevdiğimiz,ya da sevildiğimiz doğrusu ince bir tahlile muhtaç. “Seniseviyorum” diyenlerin ne kadarı sevgiyi gerçek anlamdayaşıyor,sevilenler sevilmenin sorumluluğunu ne derece üstleniyor,sevgiden ne anlıyoruz, gerçek sevginin prensipleri nelerdir, iştebunlar üzerine bir miktar kafa yoralım istiyorum. Sevgi, gerçek anlamdakendini bulabilmesi için ne ister?.. “Seviyorum” diyebilmek ne gibisorumluluklar getirir, bunları birlikte düşünelim:
1-Kusur Görmemek-Eleştirmemek: Sevdiğiniz kişi ile aranızda kalbîanlamda ciddi bir bağ olmasını istiyorsanız, öncelikle onu olduğu gibikabul etmeye hazır olmalısınız. Sevdiğiniz halde bazı kusurlar görüyor,zaman zaman tavırlarını eleştiriyorsanız bilin ki;gerçek anlamdasevmiyorsunuz. Aslında onu değil; kendinizi, kendi isteklerinizi, kendiduygularınızı seviyorsunuz siz. Onu da istediğiniz kalıba dökmekistiyorsunuz. Kusur gördüğünüz, eleştirdiğiniz ve kendi ölçütlerinizdoğrultusunda yoğurmak istediğiniz biri sizin sevdiğiniz olamaz. Her nesurette olursa olsun sevgi;eleştiriyi ve kusur görmeyi kabul etmez.
Mecnun’a: “Yahu Leyla diye çöllere düştüğün kız bu mu Allah aşkına?..Kara-kuru-cılız biri bu!..” dediklerinde Mecnun şöyle diyecektir: “Siz Onu bir de benim gözümle görseydiniz!..”
Edebiyatımızda yer alan sevgi dizelerinde sevenlerin birbirlerininkusurlarında dahi güzellik görmeye çalıştıklarına şahit oluruz. Şaşıgözlü sevgiliye “Şehlâ Bakışlım”, hafif aksayana da “Keklik Sekişlim”diye hitap eder, aşkını şiirleştirenler.
Spastik-Zihinsel-Bedensel özürlü çocukları bir de annelerine sorun.Yavrularında kusur görseler, herkesten daha çok bakım isteyen buçocukları bir ömür taşıyabilirler miydi?..
Sevdiklerinize bugün tekrar bakın. Kusur görüyor,ters hareketleri olduğunu düşünüyorsanız, sevginizi yeniden gözden geçirin.
2-Sorgulamamak: Sevgiliyi tutum ve davranışlarından dolayı sorgulamamakesastır. Hesaba çektiğiniz biri; emriniz altında olmasını istediğiniz,yönetmek, hakimiyet kurmak istediğiniz biridir. Hakimiyet ve yönetimedaları olan yerde resmiyet başlar. Resmiyetin olduğu yerde iseiçtenlikten bahsetmek imkânsızdır. Sevgi; içtenlik ister. Onun içinsevginin temel gereklerinden biri de sorgulamamaktır.
Hira’da İslamiyet kendisine tebliğ edilen Hz.Muhammed (s.a.v) yeni dinikimlere anlatıp kabul ettireceğinin tedirginliğini yaşarken,önce eşiHz.Hatice (r.a) İslam’ı sorgulamadan kabul etmiş,daha sonra sadıkarkadaşı Ebubekir; sana gelen dini anlat bakalım,nasıl bir şeymiş dahidemeden, sorgulamadan, “Sen getirmişsen güzeldir.” diyerek şahadetetmiştir. Sadık olmak, bağlı olmak, sorgulamadan sevmek, kadınlardaHz.Hatice, erkeklerde Hz.Ebubekir’in şahsında anıtlaşır.
Gemileri geceleyin karadan Halic’e indirme fikrini vezirlerine açanSultan Fatih’i, vezirler Hocası Akşemseddin’e şikâyet ederler: “Seninkiolmayacak şeyler emrediyor” dediklerinde Akşemseddin şöyle diyecektir:“O diyorsa yapacaksınız, yürüyün halat çekmeye gidiyoruz!..”
Sorgulamamak; “Sen öyle diyorsan öyledir” diyebilmekle gerçekleşir.
3-Küsmemek: Gerçek sevginin olduğu yerde dargınlık,kırgınlıkkavramlarına yer yoktur. Her kırgınlık kalpte yara açar. Ne kadarkurusa da dokunulduğunda bir gün tekrar kanama ihtimali yüksektir.Yarayı sarmak yerine hiç yara açmamak, bir taraf yaralasa dahi razıolup ses çıkarmamak, uzun ömürlü bir sevgi için şarttır. İnsanlığınönderi Hz.Muhammed(s.a.v)’in ne eşlerine, ne de sahabesine karşı kırgındurduğu,surat ekşittiği bir dakikası bile olmamıştır. Bugün yıllardırevli olmalarına karşın, zaman zaman kavga eden, evi terk eden, yatakayıran çiftler nasıl bir sevgi yaşıyorlar doğrusu anlamakta güçlükçekiyorum. Sevmek; bütünleşmekse uzaklaşmak niye?..
4-Menfaat Beklememek-Karşılıksız Sevmek: İçinde para olsun olmasınkarşılık bekleyerek yapılan tüm işler alış-verişe benzer. Sevgi; tüccarmantığına sığmayacak kadar yüce ve büyük bir kavramdır. Temeli menfaatedayanan tüm sevgiler sahtedir. Bazı makam sahipleri ve zenginler, iyigünlerinde kendilerine her fırsatta yağ çekenlerin,etraflarında fırdönenlerin, düştükleri gün ortalıkta gözükmeyişleri karşısında yıkımauğramışlardır. Bu doğal bir sonuçtur. Menfaat tükenmişse alış-verişbiter.
“Sevdiğim beni anlamıyor” türünden serzenişler dahi menfaattir. Anlayışbeklemek yerine onu anlamayı neden denemiyorsunuz?.. “Ben acaba onu nekadar anlayabiliyorum?” dediğiniz gün, onun da sizi anladığını farkedeceksiniz.
Sevdiğini karşılıksız sevmek esastır. En büyük aşklar menfaatedayanmaksızın yaşanmıştır. Sevileni sırf o olduğu için sevmek dediyebiliriz buna. Öğretmenlerin öğrencilerini, anne-babanın evladını,eşlerin birbirlerini sevmeleri bu türe örnektir. Sevginin en safhalidir. Hatice’nin Muhammed’e, Fatıma’nın Ali’ye sevgisi gibi.
Sevgiyi yaratan Allah,kullarını karşılıksız sever ve karşılıksız verir.Karşılık istese hangi lütfünü ödemeye gücümüz yeterdi ki?..
5-Kıyaslamamak: Sevginin ayakta kalabilmesi için çok fazla gündemegelmeyen bir hususa da değinmek istiyorum. Sevdiğinizi hiç kimse ilekıyas etmeyiniz. Eşinizden size anneniz gibi yemek hazırlamasını,çocuklarınızın emrinizdeki işçiler gibi itaat etmelerini bekliyorsanızkıyaslayarak seviyorsunuz. Sevgi; kişiye özeldir. Siz özel bir kişiyiona özel sevgi ile sevmelisiniz. Hanımınızdan başkalarının hanımı gibi,kocanızdan başkasının kocası gibi, çocuklarınızdan başka çocuklar gibidavranış istemek; onları kaybetmeye kapı aralamaktır. Unutmayınız ki;hiçbir insan başkasının yerinde olamaz ve buna mecbur da değildir.Sevgi; hiçbir biçimde kıyas kabul etmez. Olanı olduğu gibi sevenler,kazançlı çıkmıştır.
Benzemez kimse sana tavrına hayran olayım Bakışından süzülen işvene kurban olayım Lütfüne ermek için söyle perişan olayım Bakışından süzülen işvene kurban olayım
Müzeyyen Senar’ın şarkısında olduğu gibi “Benzemez kimse sana” diyebilmişseniz sevgiyi yakalamışsınız demektir.
6-Şikâyet Etmemek: Sevgi; sadakatle bağlılık ve sırdaş olmayıgerektirir. İster eşiniz, ister dostunuz, ister arkadaşınız olsun,sevdiğinizle aranızda geçenleri üçüncü şahıslara anlatıyor,aktarıyorsanız gerçek anlamda sevmiyorsunuz demektir. Günümüzdeeşlerden bir kısmı, eşini kendi ailesine, dostlarına şikâyet etmekte,hane çatısı altında kalması gereken sorunlar yabancı şahıslarıngündemlerine oturmakta, sırlar ifşa olmakta ve yıkımlar peş peşegelmektedir. Mahkeme koridorlarında boşanma sırası bekleyen eşlerinçoğunun geçimsizlik problemleri altında yatan esas unsur; sırtutamayışları, problemleri başkalarına havale etmeleridir. Sevdiğinizibaşkalarına şikâyet ettikçe, başkalarının aranıza girişi daha kolayhale gelir.
Adamın biri Hz.Ömer (r.a) ‘e karısını şikâyet etmek üzere gelir. Karısıdır dır etmekte ve adamın başının etini yemektedir. Tam şikâyet etmeküzere kapıyı çalacakken Ömer’in karısının Ömer’e bağırdığına vehalifenin buna sessiz kaldığına tanık olur. Şikâyetten vazgeçipdönerken ayak tıkırtılarını duyan halife dışarı fırlar ve adama derdinisorar. Adam: “Ey Müminlerin Emiri!.. Karımı sana şikâyete geliyordum,baktım ki aynı şeyleri senin eşin de sana yapıyor,sen susuyorsun.Dönmeye karar verdim.” Ömer gülümseyerek: “Evine dön. Unutma,hanımlarımız çok kahrımızı çekiyor. Bulaşık, çamaşır onlarda. Bıraksöylensinler. Sen açma kimseye!..” der.
Eş, Anne-Baba, Evlat sevgileri birer basamaktır. Çıkılması gereken asılzirve; Allah’ı sevmektir. Allah’la olan bağınızı iyi düşünün. Başınızagelen tüm dert ve sıkıntılar Allah’tan gelmiş ise onları kullaraanlatmak; Allah’ı kullara şikâyet etmek değil midir? Anlatmak yerine odertleri seccadede yüce sevgiliyle paylaşmak daha yerinde olmaz mı?..“Derdimi seviyorum, çünkü onu bana sevgilim verdi” diyebildiğiniz gün,ibadet anlayışınız yeni bir boyut kazanacak.
7-Fedakârlık: Fedakârlık sevginin olmazsa olmaz prensibidir. Sevmek biranlamda katlanmak, çileye, sıkıntıya talip olmaktır. Hz.Muhammed’iseven ilk Müslümanların neler çektiğini biliyoruz. Yine Peygamberlertarihine baktığımızda en fazla fedakârlık yapanların Resul ve Nebilerolduğunu görürüz. Fedakârlık;sevgiyle ayrılmaz bir ikilidir.
Yavrusunu dokuz ay on gün karnında taşıyan, gece yarılarında süt verenanneye onca fedakârlığı yaptıran nedir? Evladı için ağır işlerdeçalışan, patronundan azar işiten, akşam eve bir poşet gıda getirmederdinde olan babayı bunlara katlandıran nedir? Yurt savunması adınagöğsünü kurşunlara siper eden askeri o noktaya götüren hangi duygudur?Ferhat’a dağlar deldiren de sevgiyle ayrılmaz bir bütün olan fedakârlıkhissinden başka bir şey değildir. Fedakârlıklarınız ölçüsünde sevginizkıymet kazanır.
Allah,müminlerden mallarını, canlarını, sevdiklerini Allah yolunda fedaetmelerini ister. Müminler daha büyük nimetlere ermeyi düşledikleri,cenneti sevdikleri için dünyada nefislerine zulmederler. Fedakârlıkların ödülünü almak; cenneti ve cemalini görmek için.
Allah’ı seviyorsanız, vaktinizden, uykunuzdan, zevklerinizden ve hattaçok sevdiğiniz kimselerden fedakârlık etmeniz gerekir. Mekke’ye hicretedenler; kadınlarını,mallarını, evlerini, bahçelerini neden geridebıraktılar?..Hicret gecesi henüz 18 yaşında yağız bir delikanlı olanHz.Ali’yi, Hz.Muhammed’in yatağına yatıran da Resul sevgisi için lazımolan fedakârlık değil midir? Sabah müşriklerin geleceğini, belki örtüyüaçmadan içinde yatanı hançerleyecekleri ihtimalini göze alarak Ali’yi oyatağa yatıran his ne kadar yüce bir histir!...
Bursa’da Kadılık gibi yüksek makamda iken ağır bir sınava tabi tutulanAziz Mahmud Hüdâî (k.s) nefsine egemen olan makam tutkusundanfedakârlık etmeseydi bugün gönüllere taht kurabilir miydi? Asırlar geçti, nice kadıların, valilerin,vezirlerin isimleri unutuldu,nesilleri kesildi ama, Hüdâî Üsküdar’daki makamında hala dipdiri!..
Doksan yaşında surlar önüne gelen Halid b.Zeyd (Eyüp Sultan) acabaİstanbul halkına asırlarca Medine atmosferi solutmak için mi fedakârlıketti?
8-Sınırsız-Hesapsız Verici Olmak: Sevilenin istekleri ne derece ağır,nekadar çok olursa olsun seven: “Artık yeter, sınırı aşıyorsun” diyemez.Seven; sınırsız, hesapsız vermeye mecburdur. “Hayır-Olmaz-Yapamam”kelimeleri sevenlerin sözlüğünde olmamalıdır.
Allah yoluna baş koyan nice erenler,o yolda akla gelebilecek herşeylerini vermişlerdir. Paylaşmanın sınırı yoktur sevenler arasında.İslam, Medine’ye intikal ettiğinde mallarını,bahçelerini,hurmalıklarını, evlerini Mekke’li kardeşleri ile paylaşanlar;birbirlerine mirasçı olmayı dahi kabullenmiş, daha sonra ilahi emirlebuna gerek olmadığı bildirilmişti.
Tebük Savaşı hazırlıkları sürerken Resulullah(s.a.v) sahabesinemallarını getirmelerini,harp hazırlıklarına katkıda bulunmalarınıistedi. Hz.Ebubekir(r.a) malının tamamını getirdi. Rasülullah(s.a.v): ”Ya Ebubekir! Geride ailene,çocuklarına ne bıraktın?” diye sorunca Ebubekir(r.a.):”Allah ve Resulü’nün sevgisini bıraktım” dedi.
9-Aynîleşmek: Sevgide varılacak doruk noktalardan biri de sevenlesevilenin aynîleşmesi,birbirlerini gönüllü taklit etmeleridir. “BenSenim, Sen de Bensin” diyebilmektir bunun özü. Sevgiyi iki kişilikolarak değil, iki kişide tekleşen tek varlık gibi görebilmektir.
Yıllarca evli kalıp muhabbeti iyi olan eşlerin birbirlerine hem huy hemde çehre olarak benzediklerini görürsünüz. Sanki o süreçte yüzleribirbirinin aynı olmuştur. Türk siyasi hayatının meşhur simalarınadikkatle bakınız. Nazmiye-Süleyman DEMİREL, Rahşan-Bülent ECEVİT,Nermin- Necmeddin ERBAKAN çifti sîmâ olarak ne kadar da birbirlerinebenziyorlar!... Bu; içteki aynîleşmesinin dışa aksinden başka bir şeydeğildir.
Sahabe-i Kiram Resulullah’la aynileşmede o kadar ileri giderlerdi ki; One hareket yaparsa tereddütsüz taklit ederlerdi. <Sünnet> adıylasistemleşen yaşam tarzı bu aynileşme çabalarının sonucudur. Hudeybiye Anlaşması sonrasında hacdan vazgeçip geri dönmeyi onurunayediremeyen sahabe, ihramdan çıkmamakta direnir.Resulullah(s.av.)çaresiz biçimde çadırına dönünce eşi;sevgili annemizÜmmü Seleme(r.a) şöyle tavsiyede bulunur:”Onlar nasılsa seni sever,heryaptığını yaparlar. Önce sen ihramdan çık, traş ol, kurbanını kes. Senigördüklerinde hepsi itirazı bırakıp ihramdan çıkacaktır.”Resulullah(s.a.v) bunu yapar ve sahabe hiç tereddüt etmeden ihramdançıkar.
Tasavvufun zirve isimleri Allah’la aynîleşmede o kadar ileri giderlerki;Hallac-ı Mansur: “Enel Hak-Ben Hakkım”, Cüneyd-i Bağdadî: “Cübbeminiçinde Allah’tan başkası yok” demekten kendini alamaz. Bakın Yunus Emreşu dizelerde aynîleşmeyi nasıl yansıtıyor:
Hem bâtınam, hem zâhirem, hem evvelem, hem âhiram Hem ben Olam, hem Ol benem, hem ol kerîm u han benem Bâtın da, zâhir de, evvel de âhir de benim. Ben O’yum, O da bendir, cömertçe veren de hüküm kuran da benim.
10-Sevilene Sevgiyi Belli Etmek: Sevgi; mutlaka belli edilmeli,sevilene “Seviyorum” denmelidir. Sahabenin zaman zamanResulullah(s.a.v)’e “Anam Babam sana feda olsun Ey Allah’ın Resulü,seniher şeyden çok seviyorum” itirafına karşılık Rasulullah(s.a.v) de şöylediyecektir: “Emziren bir annenin evladına olan sevgisinden daha çok bensizi seviyorum, ümmetimi seviyorum.”
Sevgiyi açıklamak karşılıklı bir ihtiyaç gibidir. Bu, sevenlerarasındaki bağı artırır. Sevgiyi belli etmek adına nice şiirleryazılmış, nice besteler yapılmıştır değil mi? Resul sevgisi Naatlardayer bulur:
Ruhum sana, varlık sana hayrandır efendim Bir ben değil âlem sana kurbandır efendim Sen habib-i Kibriya Muhammed Mustafa’sın Senin yoluna uyanlar sultan olur efendim (Ali Ulvi Kurucu) ***
Canım kurban olsun senin yoluna, adı güzel kendi güzel Muhammed Şefaat kıl kemter kuluna, adı güzel kendi güzel Muhammed (Yunus Emre)
Allah,kullarına sevgisini kitaplar, Resul ve Nebiler göndererekaçıklarken; kullar ibadet halinde Allah’la konuşarak sevgilerinibildirirler. ”Allah’la konuşmak isteyen namaz kılmaya devam etsin” Hz.Muhammed (s.a.v)
11-Dürüst-Güvenilir-Şeffaf ve Doğru Olmak: Belki en başa almamızgereken madde bu idi. Sevginin ayakta kalması için dürüst olmakşarttır. “Seviyorum” dedikten sonra güven zedeleyici hareketler, sevgiağacına vurulan balta gibidir. Her şeyi ile sevilene açık olmalı, yalansöylememeli, ilişki boyunca şeffaf olunmalıdır. Her ne pahasına olursaolsun doğru söylenmelidir. Saklanan her şeyin günün birinde açığaçıkacağını unutmamak gerekir. İnsan;sırları ile yaşayan bir varlıktır.Sırlar sadece sevgili ile paylaşılır. Sevgiliden gizlenen sırlar,gününbirinde açığa çıktığında aradaki güvene darbe indirecektir.
***
Evet Değerli Dostlar, Sevgi kavramının yaşayabilmesi için gerekli olan prensipleri 11 maddehalinde incelemeye çalıştık. Aslında bu prensipler artarak uzar gider.Biz,en çok sevgiyi yaralamasından korktuklarımıza öncelik verdik.
Sevgi; yürek ve emek ister. Kalp;sevmekle yorulmaz. Nefret, kin, öfke,hırs kalbe yüktür. Yüklendikçe hafiflenilen, verdikçe çoğalan,paylaşmakla azalmayan tek olgu; sevgidir.
Son sözü Aşkın Sultanı Mevlana’ya bırakalım: “Seviyoruz; işte hayatımızın güzelliği bu yüzden.”
|