|
DeSSaS
Ziyaretçi
|
 |
« : Ağustos 31, 2008, 04:04:22 ÖS » |
|
Büyüyen tehlike: boşanma (talâk) <!-- / icon and title --> <!-- message --> En Sevilmeyen Helâl
Evlilikte esas, eşlerin ölünceye kadar, her şartta beraberolmalarıdır. Bu sebeple Anadolu'da gelin olan kıza ailesi tarafından"Duvakla gir, kefenle çık" nasihati yapılır. Evlenen çiftlere ise buanlamda "Bir yastıkta kocasınlar" denir. Ancak aile mües-sesenioluşturan evlilikte bazen istenmese de olumsuz sonuçlar ortayaçıkmaktadır. İşte bu durumda eşlerin birbirinden ayrılması durumu zuhurediyor. Günümüzde giderek artan bu olaya boşanma diyoruz. Boşanma,kelime anlamı olarak karı ve kocanın birbirinden ayrılması, evliliğin,yani nikah akdinin sona ermesi anlamına geliyor. Hadis-i Şerif’te:"Allah Celle Celalühu’ya en sevimsiz helal, -talak- boşanmadır"şeklinde ifade edilen; boşanmanın meydana gelmemesi için yüce dinimizgerekli nasihatleri yapmış ve daha da önemlisi hülle ve benzeriengeller ortaya koymuştur. Ancak eğer başka çıkar yol kalmamışsa,"çirkin" olarak da olsa müsaade edilmiştir.
boşanmanın sebepleri
Boşanmanın sebepleri oldukça çeşitlidir. Günümüzde adliyelere yansıyanen önemli sebep "şiddetli geçimsizlik" olsa da, bunun gerçek sebepolmayıp, genellikle üzerinde anlaşılmış hukuki bir terim olduğuherkesçe bilinmektedir. Bu sebep resmi kayıtlarda bütün boşanmalarınyüzde 85'ini oluşturmaktadır. Prof. Dr. Musa Tosun, toplumumuzunyaşadığı sosyo-kültürel değişim sürecinin aile müesseseni etkilediği vebunun sonucu olarak da boşanma oranlarının arttığını belirtiyor.Kültürel değişimin bir yozlaşmaya dönüştüğünü ve evlenme usulleri ileaile yapısının değişmeye başladığını belirten Prof. Tosun, boşanmanınsebeplerini şöyle sıralamaktadır:
-”Eşlerin evlilik beklentisinin gerçekleşmemesinden kaynaklanan mutsuzluk, uyumsuzluk ve çatışmalar.
-Karı-koca arasındaki aile içi yetki paylaşımı ve rol kavgaları.
-Eşlerin aileleri arasındaki uyumsuzluk ve çekişmeler, her iki tarafınailesinin çiftleri kendi tarafına çekme, diğer taraftan uzaklaştırmaeğilimi.
-Kaynana, kayınpeder veya çiftlerle birlikte kalan diğer aile bireyleri.
-Eşler ve aileler arasındaki kültür ve inanç çatışmaları.
-Cinsi problemler.
-Ekonomik problemler.
-Araya giren ikinci bir erkek veya ikinci bir kadının varlığı, ya da eşlerin birbirini al-datması.
-Eşlerden birinin uzun süren hastalığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı.
-Eşlerden birinin uzun süreli mahkûmiyeti."
Psikiyatri uzmanı Prof. Tosun, boşanma sebepleri konusunda medyanın daönemli bir payı olduğuna işaret ederek şöyle diyor: "Medyanın öncülükettiği kadın kimliğini değiştirme ve yeniden tanımlama çalışmaları,annelik, ev hanımlığı, kocasının karısı gibi geleneksel kadın rolleriniaşağılayan; çalışan, yalnız yaşayan, entel takılan ve serbest ilişkiyibenimseyen kadın rolünü yücelten(!) yeni, dejenere ve marjinal kadıntipinin ve kimliğinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu da toplumuntemel taşı olan aileyi sarsmaya başlamış ve en azından bazı çevrelerdeboşanmaları hızlandırmıştır".
Günümüzde evlenme usulü konusunda sıkça tartışılan "görücü usulü" ile"flört" ise evliliğin devamı noktasında bize önemli bir ipucunuvermektedir. Bu anlamda, millî ve mânevî yapıdan da kaynaklanan sağlamaile oluşumundaki en önemli etkenin bugüne kadar görücü usûlü olduğunugörüyoruz. Zira eş seçiminde günübirlik ve kısa süreli bir beraberlik,ileriye dönük bir beraberlik, yani evlilik için maalesef gerçekçiolmamaktadır. Tarafların karşısındakine nazik davranışları, kuryapmaları ve benzeri aldatıcı tavırları, daha evliliğin ilk günlerindenitibaren yerini gerçek tavırlara bırakmaktadır. Yani artık köprügeçilmiştir ve kişi gerçek kimliğine bürünecektir. Bunun çok sayıdakiörneğini günümüzde, özellikle de medyada sık sık görünen kamuoyununyakından tanıdığı insanlarda görmekteyiz.
Halbuki görücü usulü ile yapılan evlilikler daha sağlam temellerüzerine kurulmaktadır. İstisnai olarak yozlaştırılmış halini; yanitarafların hiç birbirini tanımadan evlenmelerini dikkate almazsak,annebaba ve akrabaların referansı ve araştırması ile kurulan evlilik,sağlam temel üzerine kurulan bina gibi olmaktadır. Burada yapmacık birön ilişki olmadığından, insanlar birbirlerini, ailelerini hattasoylarını tanıdıklarından, ileriye dönük daha sağlam bir yuvaoluşturulmaktadır.
dinimizde sevilmiyor
Y üce dinimizin boşanma konusunda engelleyici olduğunu ve helallerin ençirkini olarak değerlendirdiğini yukarıda arzetmiştik. Zira dinimizİslam, insanlar için dünya ve ahiret saadetinin yollarını bizlereöğretmektedir. Bu açıdan bakıldığında da tavsiye edilmeyen bir işinyanlışlığı, ondan uzak durulmasının önemi ortaya çıkmaktadır.
İslam dini çeşitli sebeplerden ötürü, boşanma hakkını erkeğe vermiştir.Bu sebepler, erkeğin ailedeki durumu, mali sorumluluğun onda olması,kadının duygusallığı gibi sıralanabilir. Kadının boşanma hakkınınolabilmesi için, kocasının ona boşanma yetkisi vermesi gereklidir. Buhakkın iki taraf tarafından kullanılması durumunun ise boşanmavakalarını artıracağı kanaati vardır.
Mecbur kalındığı zaman müsade edilen boşanma ile ilgili olarakPeygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif’lerinde, "Allah CelleCelalühu’nun katında en sevimsiz olan helal boşanmadır" buyurmuşlardır.Bir başka Hadis-i Şerif’te ise "Allah Celle Celalühu, sık sık eşdeğiştiren çeşnici erkeklere ve çeşnici kadınlara lanet eder"buyurulmaktadır. Bu konuda Kur'an-ı Kerim’de ise "Eşleriniz size itaatederlerse, onları incitmeye bahane aramayınız" mealindeki ayet-i kerimebulunmaktadır. Ancak bütün bunlara rağmen boşanma, dinimizde bir kuralabağlanmıştır ve ka-dının mağdur edilmemesi esastır. Buna göre; erkekkarısını adetli iken boşayamaz. Adeti bittikten sonra hiç cinsiilişkide bulunmadığı temizlik süresinde boşayabilir. Böylece cinsiilişkiyi arzuladığı bir anda boşanmayı göze alamayacak ve boşamasızorlaşacaktır. Yine dinimizde kadın ile erkek birbirine 3 bağ ilebağlandığından, birinci boşanmada kadın iddet süresine girer. Bu süreiçerisinde erkek yalnız kalacağından, eğer çok önemli bir sebep yoksa,bu süre bitiminde, yeni bir nikaha gerek kalmadan eşler bir arayagelecektir. Bu imkân ikinci boşanmada da vardır. Fakat üçüncü defatekrarlandığında ise artık eşlerin bağları kopmuştur. Bu konuda sünneteuyulmaması durumunda ise boşanma gerçekleşmekle birlikte erkek günahişlemiş olur ve bunun dini müeyyidesine katlanmak durumunda olur.Dolayısıyla bu hususlar, dinimizde boşanmanının kolay olmadığını,olmaması gerektiğini apaçık ortaya koymaktadır ve bunda da sorumluluğuerkeğe yüklemektedir.
Böylece, önünü-sonunu düşünerek hareket etmek durumunda olan birmüslüman, çok geçerli bir gerekçesi olmadıkça hanımını boşamayakalkmayacaktır.
boşanmanın sebepleri
Ülkemizde, evliliklerin oluşturulması sırasında yaşanan resmi ve dininikah konusu boşanmada da ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla dinen yaşananbir olayı hukuki yolla da resmileştirmek gerekiyor. Bu çerçevedeuygulanmakta olan Medeni Kanun, günün gereklerine göre zaman zamandeğişimlere uğramaktadır. 3444 sayılı yasayla yapılan değişikliktensonra Türk Medeni Kanunu'nun kabül ettiği boşanma sebepleri, eşlerinboşanma konusunda anlaşmaları, evlilik birliğinin temelindensarsılması, kusur (zina, cana kast ve pek fena muamele, cürüm vehaysiyetsizlik), eylemli ayrılık ve elverişsizlik olaraksıralanmaktadır. Medeni Kanun, eşleri boşandıktan sonra tekrarevlenmeleri konusunda bir sınırlama getirmemektedir. Buna göre eşlerdileği kadar evlenip boşanabilirler. Ancak dinimizin buna müsadeetmediğini yukarıda belirtmiştik.
boşanma oranı artıyor
Toplumu oluşturan en küçük yapı taşı ailenin tahribi sayılan ve diniyönden tavsiye edilmeyen boşanma olayları, üzülerek belirtmek gerekirki giderek artmaktadır. Prof. Dr. Musa Tosun'un da işaret ettiği gibitoplumdaki sosyo-kültürel değişim ve medyanın bu konuda etkisi haylifazla. Toplumun yakından takip ettiği sanat çevrelerinde boşanmalarındaha sık ve sansasyonel yaşanması ise işin tuzu biberi ol-maktadır.Zira günümüzde çok basit sebeplerle aileler yıkılmakta ve bundan da enbüyük zararı çocuklar görmektedir.
Türkiye'de 1980'li yıllarda yapılan istatistiklerde boşanan ailelerdenyarıya yakını, yüzde 47'si henüz çocuk sahibi olamamış ailelerdir. Yineboşanan ailelerden yüzde 24'ünün 1, yüzde 16'sının ise 2 çocuğu var.Boşanma oranının çocuk sayısına göre düşüş gösterdiği istatistiklerdeboşanma oranı 3 çocuklu ailelerde yüzde 7'ye dü-şerken, 4 çocukluailelerde yüzde 3.3'e, 5 ve daha fazla çocuğu olan ailelerde ise 2.9'ainiyor.
Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre son yıllardaboşanmak için adliyelere müracaat edenlerin sayıları ise şöyle:
- 1986'da 60 865,
- 1987'de 60 140,
- 1988'de 80 158,
- 1989'da 75 820,
- 1990'da 77 233,
- 1991'de 85 132,
- 1992'de 88 788,
- 1993'de 88 877,
- 1994'de 95 495,
- 1995'de 103 203,
- 1996'da 104 851,
- 1997'de 110 119,
- 1998'de 114 322.
Tablodan da anlaşılacağı gibi 12 yıllık süre içerisinde boşanmak içinadliye kapılarına giden eş sayısındaki artış yüzde 87 civarındadır.
Ancak bütün bunlara rağmen, millî ve mânevî değerlerden kaynaklanan biryapı ola-rak Türkiye'deki boşanma oranları, Batı ülkelerine oranlaoldukça düşük gözükmektedir. Zira ülkemiz, 27 ülke arasında yapılan biraraştırmada, boşanma sıralamasında sonuncu olmuştur. Yunanistan'dayüzde 6.9 olan boşanma oranı, İspanya'da 4.8, İtalya'da 4.7, ABD'de4.57, Almanya'da 2.04, Mısır'da 1.55, Türkiye'de ise 0.47 olarakbelirlenmiştir. Araştırmaya göre, ülkemizde boşanma ora-nının en fazlaolduğu şehir ise İstanbul olarak tesbit edilmiştir.
|