Dinikonu.com Yüce islam Dinimiz
Duyurular: ^^ Bismillahirrahmanirrahim..^^
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Eylül 10, 2010, 05:26:40 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Sünnet'te Nikah, Mehir, Çeyiz ve Düğün
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 959 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sünnet'te Nikah, Mehir, Çeyiz ve Düğün  (Okunma Sayısı 959 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DeSSaS
Ziyaretçi
« : Ağustos 30, 2008, 02:55:38 ÖS »

Dr. M. Selim ARIK
Kur'ân-ı Kerim'deki "Hakikaten, Allah'ın Resûlünde sizler için, Allah'ave âhiret gününe kavuşmayı bekleyenler ve Allah'ı çok zikredenler içinen mükemmel bir nümune vardır." (al-Ahzab Suresi, 33/21) âyet-ikerimesi Allah'ın hoşnutluğunu kazandıracak davranışlarda bulunmakisteyenler için Peygamber Efendimiz'in, mükemmel ve canlı bir örnek, enbüyük fazilet numûnesi olduğunu ifade etmektedir.
Peygamber Efendimiz, hayatın her karesinde bizim için örnektir. İnsanhayatının en önemli meselelerinden birisi de evliliktir. Buradanhareketle, çoğalmayı teşvik eden bir dînin mensûbu olarak evlenmekonusunda Allah Resûlü'nün (s.a.s.) sünnetinde nikâh, mehir, çeyiz vedüğünün nasıl olması gerektiğine dair delilleri inceledikten sonra,makalemizde bunların toplumda hangi ölçüde tatbik edildiğinideğerlendirmeye çalışacağız.

Nikâh

"Ne-ke-ha" kelimesi sözlükte "eklemek, toplamak" veya "akid yapmak"manâsına gelirken, İslâm Hukuku�nda da "evlilik akdi" anlamında birterim olarak kullanılmaktadır. Geçerli bir evlenmenin olabilmesi içinönce bu akdin iki tarafının (tarafeyn veya velileri) olması gerekir.Sağlıklı bir neslin devamı için nikâh şarttır. Bunun için nikâh, İslâmHukuku�nda medeni bir muamele olarak kabul edildiği halde bir cihetteibadet bile sayılmıştır. Bazı âlimlere göre evlenmek, evliliğingereklerini yerine getirmek, yuvanın saadetine hizmet etmek,haramlardan uzak durarak iffetli bir hayat yaşamak, imanî ve ahlâkîdeğerlerle donatarak çocuk yetiştirmek nafile ibadet için bir kenaraçekilmekten daha faziletlidir. (İbn Âbidin, 3:3)

Nikâh Hz. Adem (a.s.) ile başlamış olup, kıyamete kadar hattâ Cennet'tede devam edecektir. Nikâhın bir ibadet olup olmadığı meselesi âlimlerarasında tartışmalıdır. Şafiîler evliliğin alış-veriş gibi dünyeviamellerden olduğunu ve ibadetler arasında sayılamayacağını söylerken,başta İmam Ebû Hanife olmak üzere bir çok âlim evliliği bizatihî ibadetsaymışlardır. Hatta evlenmenin nafile ibadetlerden daha faziletliolduğu bile söylenmiştir. (İbnü'l-Hümam, 3:98) Şafiiler, evlilik ibadetolsaydı kafirin yaptığı evlilik sahih olmazdı şeklinde görüşlerinitemellendirmeye çalışmışlardır. Hanefîler ise, kâfirin yaptığı evlilikdünyada hayatın devamını sağladığı için sahihtir. Zira mescid vecamilerin inşası bir Müslüman tarafından yapıldığında onun için biribadet sayılırken, kafirin yaptığı ise ibadet sayılmaz demektedirler.Dolayısıyla, iyi bir nesil yetiştirmek ve nefsi korumak gibi bir çokmaslahata vesile olması açısından evliliği de, bir derece ibadet olarakdeğerlendirmek mümkündür. (Zuhaylî, 9:32) Nitekim, Hz. Peygamberhanımının ağzına helal bir lokmayı koymayı dahi sadaka olaraknitelendirirken (Buharî, "Nikâh", 15) evliliğin ibadet hükmündeolduğuna işaret etmiş olmaktadır.

Evlilik esasına dayalı, ibadet düşüncesiyle kurulan bu kutsal yuvayıtemellendirirken elbetteki dikkat edilmesi gereken hususlar olmalıdır.Hz. Peygamber'in eş seçiminde özellikle gençlere yönelik olarak yaptığışu tavsiye dinî düşünce temelli evlilik müessesesinin en önemliesasıdır: "Kadın, dört şey için nikâh edilir; malı, soyu, güzelliği vedini; sen dindar olanını seç ki elin bereket bulsun." (Buharî, "Nikâh",15) Bir başka hadiste de "Hadrâ-i dimen'den sakının!" buyurduklarındasahabiler: "Hadrâ-i dimen nedir ya Resûlallâh?" diye sordular. Bununüzerine Hz. Peygamber: "Bataklıkta (kokuşmuş bir çevre ve gayr-ı İslâmîşartlarda) yetişen güzel kadın" cevabını verdi. (Acluni, 1:319-320) Şuhalde, insanın yetişmesinde çevrenin etkisinin önemi dikkate alınmalı,evlenecek gençler dünyasını ve ahiretini imar etmek istiyorlarsaalacağı kadının ailesine, çevresine ve yetişme tarzına iyibakmalıdırlar. Sadece malına, soyuna veya güzelliğine bakarak eşiniseçmemeli, bu seçimde Hz. Peygamber'in tavsiyesine uyarak dindarlığıtercih sebebi kılmalı, evliliklerini dünya ve ahiret mutluluğu şeklinedönüştürebilmelidirler.

Yine, Peygamber Efendimiz (s.a.s.); "Yerine getireceğiniz şartların enönemlisi; kadınları kendinize helal kıldığınız şartlardır" buyurmuştur.(Buharî, "Nikâh", 52) Âlimler, burada uyulması gereken şartları nikâhıngerektirdiği şartlar olarak anlamışlardır: kadına iyi muamele,nafakasını, giyeceğini, süknâsını (kalacak yer) temin etme, kadınınhaklarından hiçbirini eksik bırakmama gibi. Buna karşılık, kadının da,kocasından izinsiz dışarı çıkmama, onun birlikte olma isteğini geriçevirmeme ve evine hoşlanmadığı kişiyi almama da bu şartlardandır.Bunlar, nikâh akdinde hiç zikredilmese bile var kabul edilir.

Allah Resûlü (s.a.s.), "Ey gençler topluluğu! Kim içinizden evlenmeyemuktedirse evlensin. Çünkü gözü haramdan en çok saklayan, ırzı en iyimuhafaza eden evliliktir." (Buharî, "Nikâh", 3) buyurarak da evliliğeteşvik etmektedir. Âlimler, evlenmeye muktedir olmaktan maksadın,evliliğin külfetleri ve yükümlülüklerini yerine getirmeye gücü yetmekolduğunu belirtmişlerdir. Bu yükümlülüğün başında da, evlenirkentaahhüt edilen mehir ile ömür boyu tekeffül edilen nafaka gelmektedir.


Mehir

İslâm Hukuku�nda mehire "sadak" veya "nihle" de denir. Mehir olarakverilen mal, sadece kadınla beraberliği helal kılma bedeli veya ondanistifade imkânının karşılığı değil, bir ömür boyu birlikte yaşamaarzusunun sembolik alâmeti veya hediye kabîlinden verilen bir ihsandır.Mehir, eğer nikâh anında belirlenmişse buna mehr-i müsemmâ,belirlenmemişse mehr-i misil denir. Mehr-i misil, evlenen kızınakrabaları arasında her bakımdan kendi konumundaki kızlara ödenen mehirmiktarıdır. Şayet evlilik sırasında mehir belirlenmemişse veya mehirgeçersiz kabul edilmişse, bu takdirde evlenen kadın için mehr-i misiltahakkuk eder.

Mehir, nikâh için şarttır. Bu husus, Kur'ân-ı Kerim'de şöylezikredilir: "Evleneceğiniz kadınlara mehirlerini gönül hoşluğu ileverin. Eğer mehrin bir kısmını gönül rızasıyla size bağışlarlarsa onuiçinize sine sine afiyetle yeyin." (Nisâ Sûresi, 4/4) Mehrin âzamîmiktarı hususunda bir sınırlandırma yoktur. Resûlullâh devrinde, mehirolarak hurma bahçesinin bile verildiği olmuştur. Asgari miktarıhususunda ulema ihtilaf etmiştir. Hanefiler: �10 dirhemden aşağı mehirolmaz� hadisini (Tehanevi, İ�lai Sünen, 11/79-86) esas alarak meh- rinen az 10 dirhem gümüş (32 gr.) olması gerektiği görüşündedirler. 10dirhem gümüşün de Hz. Peygamber zamanında iki koyuna denk bir kıymettaşıdığı nakledilir. (Karaman, 283) Yani bu miktar, kadının talepedebileceği ve ettiği takdirde erkeğin vermesi gereken miktardır.Görüldüğü gibi mehir müessesesi son derece ciddi bir müessesedir.Kadınların haklarının korunmasına ve istikballerinin garanti edilmesineyönelik bir uygulamadır. Şu kadar ki, âyette ifade edildiği üzere,kadın mehrini kocasına hibe edebilir.

Sehl b. Sa'd (r.a) anlatıyor: Hz. Peygamber'e bir kadın gelerek, "EyAllah'ın Resûlü, sana nefsimi bağışlamaya geldim" dedi. Hz. Peygamber(s.a.s.), kadına nazar edip gözden geçirdikten sonra hiçbir şeysöylemeden başını yere eğdi. (Bu kadının Havle bint-i Hakîm, Fatımabint-i Şüreyh veya Zeynep bint-i Huzeyme olduğu rivayet edilir). Kadın,Hz. Peygamber'den müsbet cevap alamayınca üzülür ve meclisten ayrılır.Tam gideceği esnada bir adam doğrulup: "Ey Allahın Resûlü! Sizin onaihtiyacınız yoksa onu bana nikâhlayın." der. Hz. Peygamber: "Yanındabuna mehir olarak vereceğin bir şeyler var mı?" diye sorunca, adam:"Vallahi yok Ey Allah'ın Resûlü" der. Bunun üzerine Hz. Peygamber:"Ailene git, bir şeyler bulabilecek misin bir bak!" buyurur. Adamgider, az sonra geri gelir. "Hayır Ey Allah'ın Resûlü, vallahi bir şeybulamadım." der. Hz. Peygamber: "Tekrar iyi bak demirden bir yüzük demi yok?" buyurunca, adam tekrar geri gidip gelir ve "hayır yaResûlullah, demirden bir yüzük bile yok. Ancak işte şu izarım (elbise)var, yarısı onun olsun" der. Hz. Peygamber: "İzarın ne işe yarar? Onusen giyecek olsan onun üzerinde bir şey olmayacak, o giyecek olsa seninüzerinde bir şey kalmayacak." buyurur. Bunun üzerine adam bir müddetdaha oturduktan sonra kalkıp gider. Resûlullah, onun gittiğini görüncegeri çağırır ve "Kur'ân'dan ne biliyorsun?" diye sorar. Adam, "şusûreleri biliyorum" diyerek bildiklerini sayar. Bunun üzerine AllahResûlü: "Haydi git, Kur'ân'dan bildiklerini öğretmen mukabilinde okadını sana nikâhladım." buyururlar. (Tirmizî, "Nikâh", 21) Yine BenîFezâre kabilesinden bir kadın, mehir mukabilinde evlenmek isteyince,Resûlullah: "Zengin bir insan olduğun halde bir çift ayakkabıkarşılığında evlenmeye razı mısın? Nefsin ve malın için bir çiftayakkabıya razı mısın? diye sorar. Kadın, "evet" der. Hz. Peygamber debu evliliğe müsaade buyurur. (a.y.). Ümmü Habibe (r.anhâ) anlatır:Kocası Ubeydullah İbn Cahş ile beraber Habeşistan'a hicret ettiklerindeUbeydullah Habeşistan'da vefat edince Necâşi onu Resûlullah'a nikâhladıve Resûlullah'ın yerine Ümmü Habibe'ye 4.000 dirhem mehir verdi. Sonraonu Şurahbil b. Hasene ile Hz. Peygamber'e gönderdi, Hz. Peygamber deaynen kabul etti. (Ebû Davud, "Nikâh", 29)

Hz. Ömer kadınlara verilen mehirlerin azami miktarını tespit etmekniyetiyle bir cuma hutbesinde: "Kadınlara mehir verirken aşırıgitmeyin..." demişti. Bunun üzerine cemaatten bir kadın ayağa kalkarak:"Ey Ömer, senin buna hakkın yok. Zira âyet-i kerimede Cenab-ı Hak:"Birisine bir yük altın da vermiş olsanız bile ondan bir şey almayın."(Nisâ Suresi, 4/20) buyurmuştur." deyince, Hz. Ömer, kadına hak verirve bu kararından vazgeçer. Bununla birlikte, mehrin fazla takdiredilmesi de dindarlık ölçüsü değildir.

Sahabî, sadece maddî değeri olan mehirleri değil, manevi kıymeti olanşeyleri de mehir kabul etmişti. Meselâ Ebû Talha ile Enes ibn Malik'inannesi Ümmü Süleym evlendiklerinde aralarındaki mehir Ebû Talha'nınMüslüman olmasıydı. Çünkü Ümmü Süleym, Ebû Talha'dan önce Müslümanolmuştu. Ebû Talha, Ümmü Süleym'i isteyince Ümmü Süleym, "Ben Müslümanoldum, önceki kocam Mâlik kâfir olduğu için ayrıldım, sen de Müslümanolursan evlenirim" dedi. Bunun üzerine o da Müslüman oldu. Görüldüğügibi, Ümmü Süleym'in kocasından mehir olarak istediği şey fizîkivarlığı bulunan bir mehir değil, mânevî bir şarttı. (Nesâî, "Nikâh", 63)

Kur'ân'da mehre mal olarak işaret edilir: "....iffetli yaşamak, zinaetmemek şartıyla, mal harcayıp mehirlerini vererek kadınlarınikâhlamanız helâldır." (Nisâ Suresi, 4/24) Âyetteki" mal harcayıp"kaydı mehrin nikâhın şartlarından olduğunu göstermenin yanında nikâhdenildiğinde mukabilinde bir mal söylenmemiş olsa bile, her hâlükârdamal olabilecek bir mehrin olacağını ifade etmektedir. (Yazır, 2:1328)

Hanefi mezhebine göre mehrin mal olması gerekir. Daha önce ifadeedildiği gibi, mehrin alt sınırı 10 dirhem gümüştür. Yani kadın, asgarîolarak bu talepte bulunabilir. Alt sınır adına 10 dirhem denilmesinerağmen, mehrin maksimum sınırı için hiç bir şey söylenmemiştir.

Şafiî mezhebine göre, Kur'ân öğretmek de mehir olarak kabul edilmiştir.

Netice itibariyle taraflar, günümüz şartlarını nazara alarak karşılıklıanlaşma ile mehir işini halletmek zorundadırlar. Böylece hem muhtemelmâğduriyetler önlenir, hem de İslâm'ın bir hükmü sembolik uygulamadankurtulmuş olur.
Çeyiz (Cihâz)

Çeyiz, evin eşyaları, sergisi ve mefruşat, kapkacak gibi evlilik evininmalzemeleridir. Mâlikî mezhebinde, mehirden aldığı kadarıyla çeyizkadının üzerine vaciptir. Eğer bir şey almazsa yükümlü de değildir.Ancak koca çeyizi üstlenmesini şart koşar veya örf, kadını çeyiz ileyükümlü kılarsa çeyizi hazırlamak kadının üzerine borç olur. Hanefîmezhebinde ise, çeyizde yükümlü olan erkektir. Çoğunlukla âlimler,kadının giyimi ve nafakasının vacip olması gibi, çeyizin de erkeğinüzerine vacip olduğunu belirtmişlerdir. Verilen mehir ise çeyizinkarşılığı değildir. O, bir armağan ve hediyedir. O (mehir), kadınınkocası üzerindeki hakkıdır. (Zuhaylî, 9:246)

Peygamber Efendimiz, kızı Fatıma evlenirken çeyiz olarak verdiği şey;"bir kadifenin içinde bir yatak, bir yastık, bir de su tulumu" idi.(İbn Mâce, "Zühd", 11) Allah Resûlü'nün bu uygulaması, o günün sosyalve ekonomik şartlarının sonucu olduğu kadar, çeyizde aşırılığakaçmamanın da bir göstergesi mahiyetindedir.

Hz. Peygamber (s.a.s.), nikâh parasını (mehri) kolaylaştırmayı teşviketmiştir. Bizzat kendisi, hanımlarından bazılarına on dirhem mehirödemiş ve mutlaka lüzumlu ev eşyaları almıştır. Bunlar el değirmeni,ibrik, içi lif dolu deri döşek gibi şeylerdi. Hz. Ali, Hz. Fatıma'nınvefatından sonra evlendiği ailelerinden birine nikâh parası olarak ikimüd (=1/2 Sa'; 1 Sa': =3 kg) arpa, diğerine iki müd hurma, bir diğerineiki müd kavut vermiştir. Peygamberimizin Ashabından bazıları ise, birhurma çekirdeği ağırlığında altın (beş dirhem) bazıları da bir çiftayakkabı karşılığında evlenmişlerdir. (Tahanevi, 11/82-83, Gazalî, 2:40)

Öte yandan Hz. Peygamber: "Nikâhın en hayırlısı en kolay olanıdır" (EbûDavud, "Nikâh", 32) buyurarak, nikâhın kolaylaştırılmasını istemiştir.Aynı zamanda "Nikâhın en bereketlisi, en güzeli, en az masraflıolanıdır." (Müsned, 6:82) diyerek, nikâh ve sonrasındaki düğünsırasında israf ve gösterişten kaçınmamızı tavsiye etmektedir.

Peygamberimiz (s.a.s.), "Kadınların hayırlısı, kocası yüzüne baktığızaman onu sevindiren, emrettiği vakit itaat eden, yanında bulunmadığıvakit malını ve iffetini koruyandır." (Nesaî, "Nikâh", 14)buyurmuşlardır. Yine Hz. Peygamber, zamanımızdaki maddî sıkıntılarınkaynağı olan israfa ve görenek hastalığına işareten şu ikazdabulunmuştur: "Bir zaman gelecek, kişinin helâki, karısının,anne-babasının ve çocuklarının elinde olacaktır. Bunlar onu, fakirlikleayıplarlar ve gücünün yetmediği şeyleri kendisinden isterler. Adam, busebeple tehlikeli işlere girerek dîni gider ve kendisi de helak olur."(Beyhakî, Zühd, 2/183) Bundan daha beliğ ve sakındırıcı bir tembiholamaz.

Bugün, Müslüman toplumlarda köklü bir gelenek halini almış bulunançeyiz uygulamasında aşırılıklara ve israfa kaçmamak, dinin emrettiğihususların başında gelir. Gerektiğinde demir bir yüzüğün mehirolabileceğini kabul eden dinimiz (Buharî, "Nikâh", 14) mehir ve çeğizmasrafının evliliği sıkıntıya sokmayacak ölçüde istediği göz önünealınırsa, çeyizde aşırılığa kaçmanın İslâm'da hoş karşılanmadığı açıkcagörülür.


Düğün

Evliliğin örfî tescili için yapılan toplantı ve ziyafet mânâsındadır.Arapça�da velime denilen düğünlerdeki ziyafetler, âlimlerin çoğuna göresünnet-i müekkededir. Enes ibn Mâlik şöyle der: Hz. Peygamber, Zeynepbint Cahş için velime ziyafeti yaptığı gibi kadınlarından hiçbirisişerefine ziyafet vermedi. Ancak Zeynep validemizin velimesinde birkoyun keserek bir ziyafet vermiştir. (Buharî, "Nikâh", 68) Abdurrahmanibn Avf (r.a.) da Medine'de evlenince, Hz. Peygamber'in kendisine: "Birkoyun dahi olsa velime yap." (a.y.) buyurması, düğün ziyafetinin imkânölçüsünde verilmesi gerektiğini gösterir. Yine Hz. Peygamber'in "Velimeilk gün hak, ikinci gün mâruf, üçüncü gün ise riya ve gösteriştir" (İbnMace, "Nikâh", 25) ikazı da, israf ve gösteP��en uzak durmamızgerektiğine delildir.

Düğünlerdeki meşru eğlenceye gelince, Sünnet'te bu hususa dair şöylebir örnek yer almaktadır: Hz. Peygamber (s.a.s.), bayramlarda,kadınların kendi aralarında def çalıp, İslâm ahlâkına aykırı olmayanbir kıyafetle cariyelerin şarkı söylemesine izin vermiştir. Bir bayramgünü Hz. Âişe'nin (Ö. 58/677) huzurunda def çalıp şarkı söylemeksuretiyle eğlenen cariyeleri, "Resûlullah'ın evinde şeytan nağmeleriha!" diyerek azarlayan Hz. Ebû Bekir'e, "Her toplumun bir bayramıvardır, bu da bizim bayramımızdır." (Buharî, "Iydeyn", 3) buyurarak,meşru eğlenceye müdahale edilmemesi gerektiğini ifade etmiştir. Ancakbu eğlence kadınlar arasında olduğu gibi, hadisteki cariyelerden kasıt,küçük kızlar da olabilir.

Aşırılığa kaçmamak şartıyla, İslâmiyet'in sosyal hayat içersinde ruhsatverdiği düğünlerde eğlenmek meşrudur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.),yine cariyelerin def çalıp gazâ şiirlerini okuduğu bir düğüne katılmış,şarkı söyleyen cariyelerden biri O'nu görünce: "Aramızda yarın neolacağını bilen Peygamber var." diyerek sözlerini değiştirmiş, bununüzerine Peygamberimiz, bu cariyenin böyle ifadeler kullanmamasını, dahaönce söylediklerini tekrar etmesini istemiştir. (Buharî, "Nikâh", 48)Burada şu noktayı belirtmeliyiz ki bu nokta, cariyenin statüsü nazaraalarak değerlendirilmelidir. Yoksa, erkeklerin olduğu bir yerde,onlarla evlenmesi haram olmayan kadınların şarkı söyleyemeyeceği,erkeklerin de bunları dinleyemeyeceği açıktır. Dinimiz düğünvesilesiyle belli sınırlar içinde eğlenceye izin vermektedir. Şu kadarki, bu eğlencelerdeki meşruiyet sınırı önemlidir. Günümüzde düğünlerdeçılgınca eğlenme, yiyecek ve içeceklerde alabildiğine israfa kaçma,içki tüketilmesi gibi uygulama ve başka haram fiillerin işlenmesi,İslâm'ın asla izin vermeyeceği davranışlardır.

Âlimler, meşrû sınırlarda icra edilen düğüne davet edilen bir kişinin,bu davete icabet etmesinin vacip olduğunu söylerken, bu davetlerdeİslâmî âdaba ve genel ahlâk kurallarına ters olmayan, aynı zamandaoyun, musiki ve yarış türünden eğlencelere de izin vermişlerdir. Fakatdavette içki, kumar, fuhuş gibi dinin haram kıldığı yasaklarişleniyorsa gitmek doğru değildir. Bu sebeple İslâmî ölçülere göremüstehcen sayılabilecek, doğrudan ya da dolaylı olarak İslâm dinini, budinin itikat, ibadet, ahlâk esaslarını tahrif ve tezyife yönelik hertürlü eğlenceyi gayr-i meşru saymışlardır.

Hasılı, Hz. Peygamber (s.a.s.) uygulamasına dayalı olarak nesildennesile intikal eden "nikâh" ve "sünnet" gibi merasimleri icra ederkengayr-i meşru sayılan eğlencelerden ve israftan sakınılmalıdır. Birsünneti yerine getirirken farzlar ihlâl edilmemeli, bid'atlara asladüşülmemelidir. Çünkü bir bid'at, bir sünnetin terki demektir. (İbnHanbel, 4:105) Bunun için, Allah Resûlü'nün hayatı ve sünneti iyibilinmeli, israf ve gösterişten uzak durulmalıdır. Ancak bu şekildeâdetlerimizin ibadet hükmüne geçirilmesi ve "Ümmetin bozulup fesadadüştüğü zamanda sünnetten ayrılmayanlara (yüz) şehid ecriverilecektir." (Deylemî, 4:198; Heysemî, 1:172) tebşiratına nailolunması mümkün olacaktır.



Kaynaklar:

- Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ.
- Deylemi, Müsned.
- Heysemi, Mecmaü'z-Zevaid.
- İbn Abidin, Reddü'l-Muhtar.
- İbnü'l-Hümâm, Fethü'l-Kadîr.
- İmam-ı Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn.
- Karaman, Hayreddin, Mukayeseli İslâm Hukuku.
- Yazır, Elmalılı Hamdi, Hak Dini Kur'ân Dili.
- Zuhaylî, Vehbe, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Wap Forum | Wap | Wap2 | RSS | XML | sitemaps |  Sitemap-Html
web siteleri

programlar diyetisyen aşk
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848 849 850 851 852 853 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 868 869 870 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 890 891 892 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 903 904 905 906 907 908 909 910 911 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 923 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 943 944 945 946 947 948 949 950 951 952 953 954 955 956 957 958 959 960 961 962 963 964 965 966 967 968 969 970 971 972 973 974 975 976 977 978 979 980 981 982 983 984 985 986 987 988 989 990 991 992 993 994 995 996 997 998 999 1000