Dinikonu.com Yüce islam Dinimiz
Duyurular: ^^ Bismillahirrahmanirrahim..^^
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Eylül 10, 2010, 06:35:00 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Tesettür ve Kıyafetlerin Sosyal Rolü
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 639 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Tesettür ve Kıyafetlerin Sosyal Rolü  (Okunma Sayısı 639 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DeSSaS
Ziyaretçi
« : Ağustos 29, 2008, 04:32:57 ÖS »

İslam'ın en önemli sembollerinden birisi tesettürdür. Bunun nedeni, tesettürün ne İslam'la ortaya çıkmış olması, ne de tesettürü bugün sadece Müslümanların kullanıyor olması değildir. İyi bilindiği gibi, diğer dinlerdeki kadınlar da bazı durumlarda tesettürü kullanmış ve bazı Müslüman toplulukları erkeklerin setredilip kadınların edilmediği bir şekilde teşekkül etmiştir. Mesela, Endülüs'te ülkeyi fethetmiş ve Kuzey Afrika'da teşekkül etmiş rejimlerin bu geleneği hukuki olarak tasdik ettirmeleri gerektiğinde, bu mesele ilginç hukuki tartışmaların kaynağını oluşturmuştur. Hiç şüphe yoktur ki, bugünlerde hangi kadının Müslüman olduğunu söylemenin en kolay yollarından biri onun tesettürüne bakmaktır ve tesettür bir İslam sembolü olmuştur. Bu durum özellikle Müslümanların çoğunluğu oluşturmadığı ülkelerde böyledir. Mesela, Amerika'da, Müslüman olan polis memureleri genellikle saçlarını setredecek şekilde örtünür ve Batı’nın sokaklarında ve kampuslerinde başörtüsü ve tesettür çok sık görünür.

Başörtüsünün Batı’da tartışmaya yol açtığı durumlar da olmuştur. Laik olan eğitim sistemlerinde, mesela Fransa'da, başörtüsü bazı problemlere sebep olmuştur. Okula tesettürle gelen bazı kızlar; aniden keşfedilen, devlet okullarında dinin sergilenmesinin uygun olmadığı prensibine karşı geldikleri gerekçesiyle evlerine gönderildiler. Fransa'daki tartışmalar bir süre devam etti, ancak üzerinde dini semboller taşıyan kolyelere müsaade edip başörtüsünü yasaklayan mantık, bu yasağın yürürlükte kalamayacak kadar nazik bir konu olduğunu gösterdi.

Daha sonra bir de, tesettürsüz kadının görünmesi cürüm teşkil ettiğinden, tesettürün mecburi ya da görünüşte mecburi olduğu ülkeler var. Burada tesettürün alenen giyildiği gerçeği önemlidir. Örneğin, İran'da Yahudi ve Hıristiyanların evlerinde ve restoranlarında içki içmesi ve bulundurmasına müsaade edilir, ancak kadın iseler açık başla ortalıkta dolaşmalarına izin verilmez. Yetkililer, toplumdaki dini farklılıklara rağmen ortak bir giyim tarzında ısrar etmekte haklı çıkmış mıdır? Bütün ülkeler, öyle ya da böyle, bir giyim tarzına sahiptir. Mesela, bazı ülkeler elbiselerini alenen çıkaran insanlarla çok az bir problem yaşarken, diğerleri bundan tiksinip yasaklar. Bir ülke giyinme konusundaki genel kurallara itaat etmeleri için vatandaşlarını ve ziyaretçilerini zorlama hakkına sahip midir?

Zarar verme ve gücendirme arasında liberalizmde, geleneksel bir ayrım vardır. Liberaller, gücendirmeyi değil, zarar vermeyi engelleyen, ferdi hürriyet üzerine bazı kısıtlamaları kabul ederler. Birisi beni gücendirebilir, ancak bana zarar vermediği müddetçe onu yalnız bırakmalıyım, şeklinde temel liberal fikir devam eder. Kıyafetlerin zarar vermekten daha ziyade gücendirme kategorisi altına girdiği düşünülebilir. Geçende New York Times'da (2 Kasım 2003) Brooklyn'de bir kıyafet giyip insanların tepkilerini gözlemleyen bir adamın hikayesini okuyordum. New York'luları şok etmek zor olmasına rağmen, insanlar oldukça şaşırmış ve bazen epey şok olmuş, ama hiç kimse bu deneyimden zarar gördüğünü hissetmiş gözükmüyordu. Eğer birisi bakıp bayılsa ve kaza geçirseydi, bu bir zarar verme örneği olabilirdi, ama zarar vermenin olduğu yerde bile uygulamayı yasaklamayı ilk bakışta doğru gösterebilecek bir durum yoktur. Liberal bir ülkede; zarar yalnızca, davranışın kendisine addedilebileceği söylenilen her türlü iyilikten daha fazla geldiğinde, bu zarar kanun önünde ciddi bir mesele adayı olur. İnsanların şok olabileceği gerçeği belki onlar hakkında ilginç bir özellik, ama bu kanunların müdahale etmesine ihtiyaç olduğu anlamına gelmemekte. En azından bu kendi başına belirleyici bir faktör değildir, birisi şok eden insanların iyi olduğu sonucuna varabilir. Bohem sanatçının bilinen bir sloganı épater les bourgeois (orta sınıfı şok et) olmuştur ve şok rutin bir şekilde kanundışı olarak sınıflandırılırsa bu mümkün olmayacaktır.

Ancak, bu düşünceler esas meselenin yanında ele alınabilir. Dini bir devlet, bu demokrasi olsa bile, liberal çizgide olmayacaktır, çünkü devlet yöneticileri ve onları destekleyenler nasıl yasama yapacaklarını tanımlayan bir yola sahiptir ve bu dinin ve onların yorumunun bir işlevidir. Yorum meselesi önemlidir. Kur'an, iyi bilindiği üzere, asla peçe ve örtüden bahsetmez. O, kadın ve erkek Müslümanları, mütevazılıklarını muhafaza ederek, özellikle kadınları güzelliklerini gizleyen kıyafetler giymeye davet etmektedir (24:30-31). Ayrıca, evlerinden çıktıklarında ve erkekler arasında rahatsız edilmemeleri için kadınları elbise giymeye, muhtemelen oldukça geniş elbiseler giymeye davet eden bir ayet de vardır (33:59). Bir önceki bölümde, kadınların güzelliklerini yalnızca kocalarının önünde göstermeleri gerektiği oldukça açıktır.

Her dinde olduğu gibi, farklı yorumcular bu ayetleri farklı şekilde okumuşlardır. Bazıları, bunların, kadınların yabancıların ve akraba olmayanların yanında bulunurken tamamen örtülü olmaları gerektiği anlamına geldiğini düşünmüştür. Bazıları da, bunları yalnızca saçın, genellikle kollar ve bacaklarla birlikte, örtülmesi gerektiği şeklinde yorumlamıştır. Bazıları, birçok saç gözükse ya da dar elbiseler giyiyor olsa da, bu ayetin kadını örten bir tutam saç varsa bir anlam ifade ettiğini düşünmüştür. Bu farklılık İslam ülkelerinde de görülebilir, ama Batı’daki örtünme şeklinin çeşitliliği daha fazla göze çarpmaktadır, çünkü Batı’da genellikle aynı şehirde yaşayan farklı Müslüman kültürlerin karışımı vardır. Böyle bir çeşitliliğin olduğu gerçeği, yalnızca standart bir kıyafetin zorunlu olduğunu tartışmayı güç kılmaktadır. Aslında, biraz daha ileri gidilip Batı’daki bazı Müslümanların, şüphesiz büyük çoğunluğun, hiç de bu ayetleri kıyafetleri ile ilişkilendirecek şekilde yorumlamadığı ve herkes ile aynı kıyafeti giydikleri ileri sürülebilir. Mütevazılık kesin bir fikir değildir ve bu açıdan erkek ve kadınlara farklı davranmanın makul olduğu, birçok Müslüman'a anlaşılır gelmemektedir.

Geçenlerde Londra'da kadınların erkeklerden bir derece aşağıda olduğunu belirten Kur'an ayeti (2.228) üzerine verilen bir konferans dinledim. Bu ayet, kadınlara karşı ayrımcılık yapıyor gibi gözükmekte ve bu bazen neden onların erkekler tarafından korunması ve neden kıyafet giymeleri gerektiğine örnek olarak verilmektedir. Tartışmada, birisinin öne sürdüğü üzere ayetin işaret ettiği şey, boşanmış kadının erkeğe nazaran daha fazla sıkıntı çekeceği ve çıkarlarının korunup gözetilmesi gerektiği yönündeydi. Şimdi, burası İslam'ın erkek ve kadınlara eşit değer mi verdiği, yoksa onları hor görüp, onlara ikinci sınıf vatandaş muamelesi mi yaptığı yönündeki uzayan tartışmalara girilecek yer değil. Şu fark edilebilir ki; Ku'ran'ın standart yorumu, ayrıca mütevazılığa da değer vermesi öğütlenen kadınların giyebileceği şeyler üzerine, erkeklerle karşılaştırıldığında daha fazla sınırlama getirmiştir. Eğer kadınlar mütevazı bir şekilde giyinirlerse erkeklerin de onlara mütevazı bir şekilde davranmaları kolay olur fikri ya da tam tersi öne sürülebilir. Ancak, bu karşılaştırmanın temel fikri genelde kadınları koruma gereği ve onların cinselliklerini tehlikeli bulma üzerinedir.

Yine de Müslüman kadınlar, özellikle de Batı’da, bu şekilde hissetmemektedirler. Genelde onların ifade ettiklerine göre mütevazı kıyafet şeklini benimsediklerinde -bunun şimdi tam tarifini bırakacağız-, içlerinde yeni bir güç hissetmekteler ve diğerlerinden, özellikle erkeklerden, daha fazla saygı görmekteler. Aslında, hiç şüphe yok ki, İslam'la kucaklaşmaya gelen kadınlarda hicab (Çevirenin notu: Bu yazıda "hicab" kelimesi; örtü, tesettür anlamında kullanılmıştır.) bir engel olmaktan ziyade bir çok durumda teşvik edici bir unsur olmuştur. Onlar, kendilerini aldatıyor olabilirler ve gerçekten baskı gördüklerini düşünmüyor olabilirler. Ya da hicaptan önceki hayatları çok zor ve korunuyor ve örtünüyor olma fikri onlara cazip geliyor olabilir. Bu aslında, hicab üzerine bir tartışmadan ziyade Batı’daki sosyal ve kültürel şartlar üzerine bir eleştiridir. Bu, insanların yapmadığı zaman diğer insanların onların hayatını zorlaştıracağı şeyler üzerine bir tartışma değildir, tabii ilaveten başka haklı sebepleri yoksa. Böylece, hicab üzerine elbette özellikle dini olmayan bu tartışmalar zorlayıcı değildir.

İlginç olan soru ise, kadınların hicab giymelerine müsaade edilip edilemeyeceğidir. Batıda, ufak tefek problemler olmasına rağmen, değişmeyen bir şekilde müsaade edilirler. Amerikada benim kampusümde yol üzerinde bir bankta oturan herhangi bir kimse, belli ki arkadaşları olan ve tamamen farklı giysiler giyen öğrencilerle beraber dolaşan farklı farklı Müslüman kadınlar tarafından giyilen, farklı farklı hicab türlerini fark edecektir. Diğer taraftan, ilginç bir şekilde ağırlıklı olarak İslam dünyasında, hicabı üniversite kampuslerinde yasaklayan ülkeler de vardır. Bunun nedeni; hicabın, rejimin laik doğasına meydan okuyan dindarlık stilinin bir simgesi olarak görülmesidir. Yine de, bunun garip bir karşı çıkma olduğu söylenmelidir. Batıda hicab giyenlerin bir çoğu bilim adamlarıdır ve modernliğe yabancı insan değillerdir. Tam aksine, bunlar diğer uygulamalarının da yanında hicab giyerek İslam'ı uygulamaya çalışan çok modern ve teknolojik fikirli insanlardır. Başkalarının da böyle giyinmesi konusunda ısrar etmezler ve gerçekten de onların hepsi olmasa da arkadaşlarının çoğu böyle giyinmez. Bu nasıl olur da yıkıcı ya da geriletici bir uygulama olarak görülebilir? Genellikle, laiklik ve bilimin el ele gittiğini düşünürüz, ama eğer son bir kaç on yılın bize öğrettiği bir şey varsa, bu fikir gerçeklerden çok uzaktır. Londra ya da New York'u ziyaret eden herhangi birisi elektronik eşyalar satan mağazalarda çalışan elemanların genellikle oldukça dindar insanlar olduğunu gözlemleyecektir. Bunlar kimi zaman hicab giyen Müslümanlar, kimi zaman da kadınlarının gerçek saçları üzerine şapkalar ve/veya peruklar taktığı, kollarını ve bacaklarını örten Hasidik Yahudilerdir. Onların düzenli bir şekilde ibadet etmesi ve mütevazı giyinmenin kurallarını gözetmeleri, bir bilgisayarın nasıl çalıştığını anlayamamaları ya da belli bir cihaz için hangi elektronik parçaların uygun olduğunu bilememeleri anlamına mı gelecektir? Eğer, durum böyle olsaydı bu mağazalar başarısız olup kapanacaktı, şeklinde düşünülebilir. Elbette ki, bu hiçbir şekilde sınırlayıcı giyinmeyi savunan bir tartışma değildir; ancak bu, sınırlayıcı giyinmenin, sahibinde sınırlayıcı fikrin var olduğunu ima etmediğine dair bir gözlemdir. En azından bilim ve teknoloji meselelerinin şimdiye dek ilgilendiği kadarıyla bu böyle değildir.

"Dinde zorlama yoktur" diye ısrar eden bir ayet vardır. Bu, giyinmede de zorlama olmaması gerektiğini ima etmektedir. Müslümanlara diğer dinlere, özellikle Ehl-i Kitap'a saygı göstermesi emredilmiştir, aynı zamanda onlardan farklılıklarını muhafaza ederek sağlam Müslüman olarak kalmaları da emredilmektedir.

Şimdiye dek tesettürün bazı ahlaki yönleri ele alınmıştır; ama şu kabul edilmelidir ki, tesettürün öneminin büyük bir bölümü semboliktir. Bir çok ülkede tesettür İslam'ı sembolize eder ve Müslümanların kendilerini taarruz altında hissettikleri ülkelerde tesettür bir direniş sembolü olarak görülür. Bununla birlikte, eğer bir rejim tesettüre karşı duruyorsa, hangi sebeple olursa olsun, o rejim tesettürün rejime karşı gelmenin bir sembolü olarak kullanılmasına karşı durmaktadır. Mesela, çağdaş Mısır'da rejime karşı gelmenin nispeten güvenli bir yolu kadınlar için örtünmedir ve bazen ne kadar fazla örtünülürse, halihazırdaki yönetime karşı o kadar çok tiksinti gösterildiği söylenir. Gerçekten, kıyafetlerle ilgili asıl önemli olan şey onların görünen anlamları değil, onların sembolizmidir. Hem Katolik rahipler, hem de bayan pop şarkıcılar İsa'lı haç takabilirler, ama bu İsa'lı haçların anlamlarının illa da aynı olduğunu düşünmek yanlış olur. Pop şarkıcısı için bu onun sergilediği kıyafet ile eksik kalan takımına uygun düşecek bir moda parçasıdır. Rahip içinse bu onun İsa'ya olan bağlılığının bir göstergesidir. Bunun nedeni, kıyafetlerin yönetimin de onlara göre kurallar uygulamaya çalıştığı kuvvetli bir sembolik değere sahip olmasıdır. İronik olarak, yönetimler ne kadar kıyafetle ilgili tercih hürriyetini kısıtlamaya çalışırlarsa, o derece kıyafet sosyal direnişin bir işareti olarak önem kazanmıştır. Çağdaş İran'da, kadının gösterdiği saç miktarının dindar polisin ne kadar ciddi ya da lakayt olduğunun bir göstergesi olduğu söylenilir.

Kıyafetler bu kadar da önemli midir? Kendi başlarına değillerdir ve Kur'an da kıyafet hakkında çok fazla detaya girmemiştir. Mütevazılık ve özellikle kadınlarla alakalı ayetler yorumlanırken kıyafetin şeklinden çok fonksiyonu üzerinde durulmalıdır. Kıyafetler unsurlara karşı yalnızca bir korunmadan daha fazlasıdır; ancak, onlar politik ve sosyal münakaşalarda her zaman önemli rol oynamışlardır. Bir Paris banliyösünde Müslüman bir çete tesettürsüz kadınlara cinsel taciz yaptığında, aslında onlar, söylediklerinin aksine, kadınların İslam'a uygun olmayan giyinişlerini eleştirmemektedirler. Onlar işlemek istedikleri suçlara bir bahane bulmaktadırlar. Benzer bir şekilde, siyasi bir otorite İslami kıyafetler olarak addedilen şeyleri giyen kadınları iş ve eğitim imkânlarından mahrum bıraktığında, bu otorite direk olarak İslam'a saldırmamaktadır. O, kendini dinle bağdaştırıp yönetimin siyasetlerine karşı çıkan insanlara karşı saldırmaktadır. Kıyafetler yalnızca yüzeyin altında pusuya yatan belirtilerdir, olanın temel sebebi değillerdir. Kıyafetler üzerine tartışmalar, öyleyse, çok daha kökten şeyler üzerinedir ve öylece kabul edilmelidir. Böylece, tartışmaların temellerini ve çözümlenebilme yollarını daha net görmüş oluruz.
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Wap Forum | Wap | Wap2 | RSS | XML | sitemaps |  Sitemap-Html
web siteleri

programlar diyetisyen aşk
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848 849 850 851 852 853 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 868 869 870 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 890 891 892 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 903 904 905 906 907 908 909 910 911 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 923 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 943 944 945 946 947 948 949 950 951 952 953 954 955 956 957 958 959 960 961 962 963 964 965 966 967 968 969 970 971 972 973 974 975 976 977 978 979 980 981 982 983 984 985 986 987 988 989 990 991 992 993 994 995 996 997 998 999 1000