Dinikonu.com Yüce islam Dinimiz
Duyurular: ^^ Bismillahirrahmanirrahim..^^
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Eylül 10, 2010, 05:30:08 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu: Türban mı Başörtüsü mü?
Cevap SayisiCevap Sayisi: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 658 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türban mı Başörtüsü mü?  (Okunma Sayısı 658 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
DeSSaS
Ziyaretçi
« : Ağustos 29, 2008, 04:30:37 ÖS »

I.
Bazı konuları, kelimeler ve kavramlar üzerinde durmadan ve kullandığımız kelime ile ifade etmek istediğimiz mananın -tartışan taraflarca- aynı olup olmadığını tespit etmeden tartışıyoruz ve bu yüzden de kör döğüşü yapıyoruz. Türban konusu da işte böyle bir konu. "Türban ne demektir ve bunun islami başörtüsü ile alakası nedir?", "Türban veya başörtüsü siyasi bir simge midir, yoksa dindar müslüman kadınların Allah emri diye giydikleri bir kıyafet midir?" "Başını örtme hakkını elde eden müslüman kadınlar ve onların erkekleri bunun arkasından şeriat devletinin gelmesini veya ülkede yaşayan bütün kadınların örtünme mecburiyetini talep ederler mi?" Bu üç soruya açık ve ikna edici cevap vermeden başörtüsü meselesinin netlik kazanması ve çözüme hazır hale gelmiş olması mümkün değildir.

Söyleyeceklerimiz tasavvura değil, vakıaya dayansın diye bu konularda farklı düşünenlere bir örnek olarak sayın Uluç Gürkan'ın internet ortamında yayımladığı yazısını ele alabiliriz.

"Türban işin bahanesi. Cumhurbaşkanı Sezer'in sözleriyle "yapay" bir gündem. Böylece, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi, laik ve demokratik özü tartışmaya açılıyor. "Laiklikte fazla ileri gitti" denilen Türkiye'de daha islami bir yapı kurmak isteyenler bu amaçla türbanı özellikle kullanıyor. Bir siyasal simge, bir üniforma olarak yaşamın her alanında türbanı sürekli gündeme taşıyor."

Bu tespitlerin doğru olmadığı açık; "laiklikte ileri giden Türkiye'ye dur diyerek daha islami bir yapı kurmayı" kimler istiyor ve bu istekler, onların hangi söz ve davranışlarından çıkarılıyor? Ortada apaçık duran talep, laikliğin bazı Batı ülkelerinde uygulandığı gibi uygulanmasından ibaret iken buna "daha islami bir yapı kurma" teşhisini (veya adını) koymak keyfidir, delilden yosundur, peşin hükme dayanmaktadır. Laikliğin, din özgürlüğüne zarar vermeyen bir anlayış içinde uygulanmasını isteyenler yalnızca türban üzerinde durmuyorlar (Gürkan'ın haksız bulduğum ifadesi ile türbanı kullanmıyorlar), namaz (özellikle Cuma namazı), oruç (için bazı vakit ayarları), faizsiz işlem, sakal, din eğitimi gibi daha bir çok konuyu dile getiriyor, bu konulardaki haksız ve gereksiz kısıtlamaların kaldırılmasını istiyorlar.

"Türbanın altında var olan "diktacı bir din devleti özlemi" inkar edilemez. Türbanlıların tek tek ortaya çıkıp, "bu benim inancım" demeleri, bu konudaki kaygıları gidermez. Türbanlıların bir kısmı bunu iyi niyetle takıyor olabilirler. Ancak olay bütünü itibariyle siyasi güdümlü bir dava uğrunadır."

Böyle bir iddiada (ağır ithamda) bulunabilmek için şahsın elinde kesin bilgi ve belgelerin olması gerekir. Yapılan araştırmalar, "inancı yüzünden başını örtmek isteyenlerin aynı zamanda dayatmacı bir dini dikta rejimi istediklerini" değil, aksini ortaya koyuyor (Bu yazının sonuna koyduğum TESEV'in araştırmasından alınmış yazıya bakınız). İnsanların "Bu benim inancım" demeleri kaygıları gideremiyorsa başka ne yapabilirler?! "Sana inanmıyorum, ortada kesin bir delil yok ama ben, senin artniyetli olduğuna inanıyorum" diyenleri ikna etmenin yolu nedir? Türkiye'de başını örten kadınların ve kızların kahir ekseriyeti siyasi eğilim ve oy bakımından sağ (bir partiyi değil) partileri tercih ederler; bu partilerin de programları bellidir; öküzün altında buzağı aramanın anlamı var mıdır?

"Sadece üniversite kapıları, devlet kadroları zorlanmıyor. Türbanlıların televizyonlarda yarışma programlarında, hatta mayo defileleri ve rock konserlerinde dahi boy göstermesine dikkat ediliyor. Başında türban olduğu sürece, buralarda ve sokaklarda giyilen ne kolsuz bluzlara, ne de alabildiğine dar pantolonlara karışılmıyor. Kullanılan simgeye, sadece ve sadece türban olarak bakılıyor."

Bu satırları okuyanlar inanırlarsa şuna da inanmış olurlar: Devlet gibi bir gizli örgüt var, türbanı simge olarak kullanmak suretiyle şeriat devletine gitmeyi planlamış, bunun için binlerce kadını ve kızı angaje etmiş, altı kaval olsa bile üstünün şişhane (başının türbanlı) olmasını şart koşmuş, bu yarı açık gülünç yaratıkları toplumun bütün katmanlarına sızdırmış -nasıl müslüman ve nasıl islamcılarsa bunlar- aynı zamanda tesettür emrini de parçalayarak uygulamışlar, buna rağmen müslümanlardan taraftar toplayacaklarına inanıyorlar... Eğer bunlara inanalar varsa kendileriyle türban meselesini tartışmanın faydası yoktur; onlar için gerekli olan tedavidir.

"...Araştırmamız, bu varsayımın doğru olmadığını göstermiştir. Kişilerin ne ölçüde dindar olduklarını, kişisel yaşamlarında dinin gereklerini yerine getirip getirmediklerini irdelediğimiz sorulara verilen cevaplar Türk halkının genelinde dinine bağlı ve inançlı müslümanlardan oluştuğu tezini doğrulamaktadır. Ancak dini inanç ve ibadet halkın büyük bir çoğunluğu tarafından kişisel yaşamla sınırlı görülmekte, dinin kamu yaşamını etkilemesi ve kamu yaşamında daha görünür bir yer edinmesi tasvip edilmemektedir. Örneğin Türk halkının % 67,2'si dinin devlet ve siyaset düzenini yönlendirmesini zararlı bulmakta, buna karşın bu görüşe katılmadığını belirtenler % 16,4 ile sınırlı kalmaktadır. Türk parti sistemi içinde din temelinde politika yapan partilerin olması gerektiğini savunanlar % 24,6 iken bu görüşe karşı çıkanlar % 60,6'dır. Belki daha da önemlisi, laik cumhuriyet projesi büyük çoğunluk tarafından desteklenmektedir. Cumhuriyet devrimlerinin bu ülkeyi ileri götürdüğünü düşünenlerin oranı % 77,3' dır. Bu görüşe katılmayanlar % 8,3 ile sayıca oldukça sınırlı bir karşıt grub oluşturmaktadırlar. Cumhuriyet devrimlerinin temel taşlarından olan Medeni Kanun ilkeleri büyük çoğunluk tarafından desteklenmektedir. Örneğin, Medeni Kanu'nun değiştirilip İslam hukukuna göre erkeğin dört kadına kadar evlenmesini uygun bulunların oranı sadece % 10,7 'dir. İslam Hukukuna göre boşanmayı kabul edenler % 14, kız çocukların mirastan daha az pay almalarını kabul edenler % 13,9'luk kitleler oluşturmaktadır. Zina yapan erkek veya kadınlara Kur'an'a göre ceza verilmesini savunanların oranı % 1,4 gibi çok düşük bir orandır. Bu saptamalarla bağlantılı olarak arştırmanın bir ikinci önemli bulgusu şudur: Yukarıda belirtildiği gibi, Türk halkının çoğunluğunu dinin kamu ve siyaset yaşamı üzerinde etkili olmaması gerektiğini düşünmektedir. Kısaca ifade edilirse, Türk halkı dinin kamu alanında etkin olmasına karşı çıkarken, devletin de kendi inanç ve ibadetine karışmamasını istemektedir. Örneğin, halkın % 42,6'sı bügün Türkiye'de dindar insanlara baskı yapıldığını düşünmekte, bu baskıya örnek vermeleri istedindiğinde baskı yapıldığını düşünenlerin % 64,8'i türban sorununu gündeme getirmektedir. Devlet memuru kadınların ve üniversite öğrencisi kızların isterlerse başlarını örtmelerine izin verilmesi gerektiğini düşünenler % 66,6'dir. "(Prof. Dr. Binnaz Toprak ve Doç. Dr. Ali Çarkoğlu'nun Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı'nın (TESEV) desteğiyle yürüttükleri araştırmadan).


II.

Öbekten birinin (Sayın Uluç Gürkan'ın) yazdıklarını, öbeğinkini temsil eden düşünce manasında "örnek" alarak başörtüsü meselesini tartışıyoruz.

"Türbanın kadın için haksız ve bir yanı olduğu ortadadır. Kadını eşitlikten uzaklaştırmakta, erkeğin karşısında 'ikinci sınıf insan' kalıbına sokmaktadır. İslamiyet'in insan eşitsizliğine dayalı bir varsayımla kabulü, Kur'an'ın böylesi bir anlayışla yorumlanması akıl işi değildir."

Kadının mutlak manada (kayıt, şart, detay belirtmeden) erkeğe eşit olduğunu söylemek "elmaya armut, tilkiye kurt demek" gibidir; gerçeğe aykırıdır, modaya uymaktan öte bir mana ifade etmez. Ve iyi ki kadın erkeğe eşit değildir, aralarında önemli farklar vardır ve bu farklar sayesinde bir bütünlük oluşmakta, üremeden kültür ve medeniyetin oluşumuna kadar her alanda, iki cinsin -benzerleri yanında farklı da olan- katkıları gerçekleşmektedir. Önemli ve gerçekçi olan mutlak eşitlik değil, eşit olmaları gereken yerlerde ve hususlarda eşitliktir, eşitliğin gerekli olmadığı yerlerde ise dengedir (adalettir); bu da İslam'da mevcuttur.

Kadının başını örtseniz de örtmeseniz de onun kıyafeti farklıdır, tarih boyunca ve bugün kadınlar, erkeklerden çok farklı giyinmektedirler. Neden kaynaklanırsa kaynaklansın bu farklar (farklı giyiniş) kadını erkeğin karşısında ikinci sınıf insan kalıbına sokmuyorsa, farklı giyimin bir parçası olan başörtüsü niçin bunu yapsın!? Başörtüsü "ikinci sınıf insan, esir, köle" sembolü değil ki, bunu giyen öyle kabul edilsin. Başını örten kadın -diğerleri gibi- kimlik, kişilik, belli bir inanç ve dünya görüşüne sahiptir; örtünmeyi de hür iradesi ve tercihi ile yapıyor; asıl "kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapmak" onu örtünmeye veya açılmaya mecbur etmekle olur.

"Bu noktada türbanın, türban takmayanların yaşam biçimlerine karşı bir tehdit oluşturması da özellikle önemlidir. Çünkü türban, yaşam biçimi olarak Tanrı buyruğuna koşutlanmakta, dolayısıyla türban takmayanlar 'inançsız' sayılmaktadır. 'İnanç ancak benim dediğim biçimde yaşanır' denilmekte, bunun tartışılmasına dahi izin verilmemektedir."

Bu cümlelerde temel hüküm "türbanın, onu takmayanlar için tehdit oluşturmasıdır." Bu hükmün/sonucun delillerini tartışalım:

1.Bazıları "para alarak" veya "siyasi simge olarak" örtünüyorlar diyorlarsa da buradaki tesbit yerindedir; türbanın (belli ölçülerde örtünmenin), onu uygulayan büyük kitle tarafından Allah emri olarak kabul edildiği doğrudur.

2. "...dolayısıyla türban takmayanlar 'inançsız' sayılmaktadır" hükmünün İslam'da yeri yoktur; orta yol İslam'ına (ehl-i Sünnet ve cemaate) göre namaz kılmayanlar, alkollü içki kullananlar, başlarını örtmeyen kadınlar... dinden çıkmazlar, inançsız sayılmazlar; onlara günah işleyen müminler olarak bakılır.

3. " 'İnanç ancak benim dediğim biçimde yaşanır' denilmekte, bunun tartışılmasına dahi izin verilmemektedir." Burada da yine vakıaya uymayan, yakıştırmaya dayalı iki hüküm var. İslam'da ictihad vardır, ehli tarafından usulüne uygun olarak yapılan ictihada göre farklı yorumlar ve bu yorumlara göre inancın farklı yaşanması ilk devirlerden beri vardır, yaygın olarak uygulanmaktadır.

"Tartışmaya izin verilmemesi" Türkiye için söylenemez; yıllardan beri bilen bilmeyen, kendisini ilgilendiren ilgilendirmeyen birçok şahıs bu konuları tartışıyor; asker kökenli cumhurbaşkanları bile âyet okuyarak başörtüsü hakkında yorumlar yapıyor. Bu gerçek karşısında "tartışmaya izin verilmemesi" söz konusu edilebilir mi? Eğer yazar, üniversitelerde YÖK ve rektörler, Meclis'te muhalefet gibi başörtüsüne karşı olanların tartışmaya da karşı çıkmalarını ve engellemelerini kastediyorsa tabii bu doğrudur.


III.


"Afganistan'da, İran'da, Suudi Arabistan'da ve daha pekçok ülkede, türban ve kara çarşaf dışındaki giyim tarzına müdahalenin gerekçesi işte bu dayatmacı diktadır. Kamu alanlarının başkaları üzerinde baskı oluşturabilecek türban ve benzeri dini simgelere kapatılması, çağdaş demokrasilerin buna karşı aldığı demokratik bir önlemdir."

Sayın Uluç iki dayatmayı yanyana getiriyor; biri dikta rejimlerinin yaptığı başörtüsü veya çarşaf dayatması, diğeri sözde demokratların yaptıkları başı açma dayatması; bunlardan birincisini kınıyor, demokrasi ve insan haklarına aykırı (bu yönden tehlikeli) buluyor, diğerini ise "demokrasinin kendini koruması için zorunlu bir tedbir" olarak onaylıyor. Saydığı ülkelerdeki diktacı dayatma dinden ziyade geleneğe dayanıyor, buralarda İslam'a ve insana daha uygun rejimleri hakim kılmak için önemli çalışmalar yapılıyor; ama Tunus gibi "bir uçtan öteki uca sıçrayanlar" olduğu gibi Pakistan gibi daha yumuşak geçişleri deneyenler de var. Demokrasi ile yönetilen ve demokrasinin vazgeçilmezleri olarak "insan hakları, hukuk devleti ve halkın iradesi"ne öncelik veren ülkelerde, kamu alanlarında başı açmayı mecbur kılarak demokrasiyi korumaya kalkışmak, onu öldürerek cesedini morgda korumak gibidir. Bir önceki yazımda cevabını verdiğim "...dolayısıyla türban takmayanlar 'inançsız' sayılmaktadır" hükmünden hareket eden Uluç bunun "başkaları üzerinde baskı oluşturacağını", bu gerekçenin de "başı açmayı demokrasi adına dayatmak" için yeterli olduğunu söyleyerek çelişkiye düşüyor. Din özgürlüğü de dahil insan haklarını koruyarak demokrasiyi uygulamanın yolu asla "bir başka baskıcılık" olamaz, olmamalıdır. "Başını açanlar örtenleri gerici, ikinci sınıf vatandaş vb. olarak görüyorlar" diye -başını örtenler aleyhine- bir baskıdan söz etmek mümkün değilse, başını örtenlerin diğerleri üzerinde bir baskılarından da söz edilemez. Eğer bazıları böyle bir baskı hissediyorlarsa çoğulcu sosyal yapılarda buna tahammül etmekten başka çıkar yol yoktur. Birisinin hakkını koruyup diğerini -onun hatırı için- haktan mahrum etmek demokrasinin gereği ve sonucu olamaz.

"Tekrar da olsa üzerinde durulması gereken bir konu da, türbanın geleneksel başörtüsü olmadığıdır. Türkiye'nin İslam kültüründe türban benzeri bir örtünme biçimi ve anlayışı yoktur... Türkiye'nin her yöresinden yüzlerce giysinin resimlerine bakıyorum. Türbana benzer, kadının saçını bütünüyle saklayan tek bir örnek yok."

Uluç siyasete girmiş birisi, Anadolu'yu dolaşmış olması gerekir, resimlere değil de yaşayan örtülü kadınlarımıza baksaydı "saçının bir telini namahreme göstermemek için çırpınan" pekçok kadın görecekti. Saçı göstermemek için kullanılacak giysiye/örtüye gelince, bunun eskiden yeniye, yöreden yöreye, yaştan yaşa... değişmesinden daha tabii ne olabilir!? Köylerimizde ve şehirlerimizde örtünen kızlarımız ve kadınlarımız -bu türban efsanesi uydurulmadan önce de- farklı başörtüleri kullanıyorlardı. "Oyalı da yazma başında, oyaları kaşında" olanlar genç kızlar ve gelinlerdi, tertemiz ve sade başörtüleri de yetişkinlere aitti. Şehirlerde yetişen ve okuyan kızlarımız da kendilerine yakışan başörtü modelleri buldular, birileri çıkıp bunlara "türban" adını verince her şey değişiyor mu? Türbanın ne olduğunu bilmiyorlar mı? Türban olmayan bir giysiye ısrarla türban demenin amacı nedir, bağcıyı dövmek mi? Tarih boyunca başörtülerini incelerseniz birçok farklı çeşit görürsünüz, bunların hepsi bir anda ortaya çıkmamıştır, her "yeni şekil" ortaya çıktığında "bu eskiden yoktu, simgedir, bid'attır, baskıdır" diyen olmadı, çağdaş olduklarını söyleyenler eskiler kadar bile müsamaha sahibi olamıyorlar, yazık!

"Çözüm bu geleneğe uymayı ve türbanı "dayatmacı bir dini simge" olmaktan çıkarmayı gerektirir. Türbanın başkaları için bir tehdit olarak görülmediği, yakın çevremizdeki diktacı dini rejimlerin kör karanlığına düşme korkusunun yaşanmadığı bir Türkiye'de, kimse kimsenin ne giydiğine bakmaz. Türban konusunda kalıcı bir toplumsal uzlaşma, ancak bu ortam gerçekleştiğinde sağlanır."

"Geleneğe uyma adına" bir çeşit başörtüsünü dayatmak akıl işi değildir. Başörtüsü "başkaları için bir tehdit unsuru" olmamalıdır ve örtenlerin böyle bir niyetleri de, ima eden davranışları da yoktur. Karşı tarafı korkusundan/evhamından kurtarmak için daha ne yapılsın, daha ne kadar beklensin, bekletmeye kimin ne hakkı olabilir, hakkı olmadan bekletenlerin demokrasi, din özgürlüğü ve hukuka bağlılıkla alakaları hangi düzeydedir?

Gelin ipe un sermeyi bir yana bırakın, anlamsız ve dayanaksız korkularınızdan kurtulun ve şu yarayı milletçe birlikte saralım
Logged
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Wap Forum | Wap | Wap2 | RSS | XML | sitemaps |  Sitemap-Html
web siteleri

programlar diyetisyen aşk
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848 849 850 851 852 853 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 868 869 870 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 890 891 892 893 894 895 896 897 898 899 900 901 902 903 904 905 906 907 908 909 910 911 912 913 914 915 916 917 918 919 920 921 922 923 924 925 926 927 928 929 930 931 932 933 934 935 936 937 938 939 940 941 942 943 944 945 946 947 948 949 950 951 952 953 954 955 956 957 958 959 960 961 962 963 964 965 966 967 968 969 970 971 972 973 974 975 976 977 978 979 980 981 982 983 984 985 986 987 988 989 990 991 992 993 994 995 996 997 998 999 1000